Konuşma dili olarak Türkçe, ne yazık yazık ki hasta!
Hem de ağır hasta!
Televizyon ekranlarında konuşan, görüş bildiren insanlara bakın.
Kelimeleri yerli yerinde kullanama- ma, doğru telaffuz edememe, başı so- nu belli bir cümle kuramama gibi ek- siklikler, neredeyse ortak bir özellik ha- line geldi.
Hadi bunları da sineye çektik diye lim.
Ama bir şey var ki her türlü taham- mül sınırını aşıyor.
İnsanlar kelimelerin arasını "- mmm" sesiyle dolduruyorlar.
Uygun sözcüğü aramak için susup düşüneceklerine, anlamsız bir "-mmm" lamayla dolduruyorlar o süreyi.
Bilmediğiniz bir yabancı dilde in- sanların durmadan "mmm" diye in- lediğini düşünün.
Belki yavaş yavaş alıştırıldığımız için farketmiyoruz ama korkunç bir ses çıkıyor ortaya.
"Şimdi sayın Kırca, mmmmmm, partimizin bu konuda mmmmmm......, şöyle söyleyeyim mmm..."
Ne yazık ki televizyon spikerlerinin bir bölümü bile yapıyor bunu.
Canlı bağlantıyla haber aktaran genç muhabirlerin durumu ise tam bir felaket.
Sürekli 'mmm'ladıkları için ne dedik- leri anlaşılmıyor.
Diyelim ki Çankaya köşkünün önündeler. Başbakan da Cumhurbaş- kanıyla bir görüşme yapıp gitmiş.
Köşkün önündeki muhabir bunu yalın ve tumturaksız bir üslupla anlata- bilir ve diyebilir ki: "Başbakan, akşa- müstü 5 i 10 geçe köşke geldi ve Cumhurbaşkanıyla yarım saat gö- rüştükten sonra ayrıldı. Görüşme konusunda henüz bir açıklama ya- pılmadı."
Ama bunun yerine, heyecan içinde soluk soluğa haykıran ve hem konuşup hem geriye doğru yürümeye çalışan bir gençten şöyle cümleler işitiyorsunuz.
"Sayın seyirciler; Ankara'da tam anlamıyla ıııı sıcak saatler yaşanıyor. Biraz önce Başbakan mu, Demokratik Sol Parti Ge- nel başkanı ı, Başbakan Ece- vit, Başbakan Bülent Ecevit mm- ıı, evet! köşke, çankaya köşküne eeeeee süpriz (sürpriz değil!) ge- lerek Cumhurbaşkanımızla, ıııııı- ııı köşkü 16 Mayıs'ta mm.......... terkedecek olan Cumhurbaşakı- nımız Süleyman Demirel'le bir görüşme yaptı. Bu şok gelişme üzerine... mm, "
Bu arada çevreden gelen "İtmeyin lan! İtmesene oğlum. Allah allah ya!" sesleri fon müziği yerine geçiyor.
Sabrınız taşıyor. Haberi dinleyeme- den kanalı değiştiriyorsunuz.
Öbür kanalda bir parti liderine so- mut bir soru soruluyor:
"Bu kararı almadan önce or- taklarınızla görüştünüz mü?"
Ya hayır, ya evet demesi bekleniyor.
Ama parti lideri önce bir susuyor, sonra ağzını açıyor ve cümlesine geğirir gibi bir sesle başlıyor:
"Inh, (sonra kısa bir sessizlik) şöyle izah edeyim,, şimdi bugün itibariyle..."
Ve konuşma böyle sürüp gidiyor.
***
Dikkat ediyorum eski kuşak böyle konuşmuyor.
Açık oturumlara katılan yaşlılar düz- gün ve akıcı bir Türkçeyle dertlerini an- latıyor ve hiç m'lamıyorlar.
Ama mikrofon orta yaşlı ya da genç birisine geldi mi başlıyor gırtlaktan ge- len, kalın ve kaba mmm sesleri.
***
Olumsuz örnekler o kadar çok ki saymak mümkün değil.
Ama ne dediğimin iyice anlaşılması için olumlu örnekler vereceğim.
M'lamadan, inlemeden, mmm- cümlenin başını sonunu karıştır- madan konuşan Bülent Ecevit ile düzgün ve akıcı bir anlatıma sahip olan Bülent Arınç, konuşma sana- tı açısından örnek politikacılar.
Bence gençler bu iyi örneklere özen- meli ve konuştuğu dile çok dikkat etmeli.
