Bir dönem yaşadığı acı olaylar nedeniyle hepimizin yüreğini burkan Gazi Mahallesi’ne bu kez bambaşka bir nedenle gittim. Bir ilkokulun salonundaydık. Çepeçevre dizilmiş sandalyelerde yirmi kadar emekçi kardeşimiz oturuyordu. İşlerinden çıkmış ve belki daha yemek bile yemeden soluğu bu salonda almışlardı. Hepsi de babaydı. Bir öğretmen ilginç şeyler anlatıyordu onlara. Çocuklarıyla ve eşleriyle ilgili şeyler. Sonra soruyordu: “Bu kursa başladıktan sonra ilginç şeyler yaşadınız mı?” “Evet” diyorlardı ve sonra başlıyorlardı teker teker söz alarak anlatmaya: “Ben çocuğuma, babamdan dedemden gördüğüm gibi davranıyordum. Zaman zaman ensesine bir tokat patlatıyordum. Şimdi her şey değişti. Aramız çok iyi.” “Eşimle birbirimize açılamıyorduk. Bu kurstan sonra sorunlarımızı konuşarak çözüyoruz.” “Artık çocuğum bir şey istediğinde ona sadece ‘Hayır’ ya da ‘Olmaz’ demiyorum. Durumu açıklıyorum. Mesela buraya gelirken oyuncak arabasını tamir etmemi istedi. Kursa gitmem gerektiğini, ancak daha sonra yapabileceğimi söyledim. Hiç itiraz etmedi. Arabayı masanın üstüne koydu, beni bekliyor.” Kimi çocuğuna kitap sevgisi aşıladığını anlatıyordu, kimi güzel sözün ne kadar işe yaradığını. Benzerine ancak İsveç’te, Amerika’da rastlanabilecek bir “Baba eğitimi” programı bu. Hayret edeceksiniz ama bu kardeşlerimiz, Türkiye’nin otuz iline yayılmış binlerce benzerleri gibi “iyi baba olmayı” öğrenmeye geliyorlar. Müthiş bir şey değil mi!
Bu mucizeyi başaranlar; AÇEV vakfının kurucusu Ayşen Özyeğin ve ekibi. Özyeğin’in adı dünyanın en önemli sivil toplumcuları arasında anılıyor ve programları model olarak başka ülkeler tarafından uygulanıyor. Hiçbir ayrıntıyı gözden kaçırmayan vakıf yöneticisi Ayla Göksel ise başlı başına bir enerji kaynağı. Milli Eğitim Bakanlığı’yla işbirliği içinde projeyi başarıyla yürütüyorlar.
O akşam, ilkokul salonunda gözlerimizin önündeki insani gelişmeyi zevkle izledik. Bir süre sonra öğretmen, kursa katılanları iki gruba ayırdı ve onlara birer resim vererek, iki resim arasındaki yedi farkı bulmalarını istedi. Hepimizin katıldığı heyecanlı bir oyun başlayıverdi birden. İki grup da başarılıydı ama biri daha öteye geçip iki resim arasında sekiz fark buldu. Sekizinci farkı bulan olan Mustafa Taviloğlu dostumuzdu.Taviloğlu’nun orada bulunuş nedeni ise bir AÇEV gönüllüsü olarak baba eğitimi programına verdiği destekti. Kısacası, içimizi umutla dolduran ve bu ülkenin insanlarına, şiddet, sertlik, kavga, saplantı yerine bambaşka insani değerler aşılamanın mümkün olduğunu gösteren bir akşam yaşadık. Bu ortamı ülke çapında geçerli kılmak için tek ihtiyacımız ne biliyor musunuz: Daha fazla Ayşen Özyeğin’ler…
