BİRKAÇ yıldan beri, sağ - sol çelişkisinin geçici olarak yerini alacak bir kutuplaşmaya gittiğimiz belliydi. Aklı erenler bu gidişi zamanında saptadılar.
1997 yılı kutuplaşmanın en keskinleştiği yıl oldu ve laik - antilaik kutuplaşması, toplumdaki diğer çelişkileri geri itermiş gibi göründü.
Türkiye'deki rejimi İslami esaslara bağlamak ve toplumu bu yönde yeniden örgütlemek isteyen gruplar bir araya gelip, siyasi bir programla ortaya çıkınca, buna karşı duran ve yaşam biçimini korumak isteyen insanlar da laiklik şemsiyesi altında toplandılar, güç birliği yaptılar.
Şimdilik Türkiye bu iki kamp arasındaki mücadeleye sahne olmakta.
Bir bakıyorsunuz düne kadar yan yana gelmesi bile düşünülemeyen bazı kişiler ve kurumlar, omuz omuza dayanışma içine giriyorlar.
Birkaç yıl önce birbirine ağır sözlerle saldıran kişiler kol kola resim veriyor.
Kendi aralarındaki çelişkileri bir süre için buzdolabına kaldırıyorlar.
Çünkü yaşam biçimleri tehlikede. Kendilerinin, ülkelerinin ve rejimlerinin tehdit altında olduğu görüşündeler.
Hepsinin ağzından benzer cümleler dökülüyor: "Çocuklarımız bu ülkede nasıl yaşayacak?"
Kamplaşma yayılıyor.
***
NE var ki geçici bir kamplaşma bu.
Laikliğe yönelik tehlike ortadan kalktığı anda, laik bir cepheye de gerek kalmayacağı için herkes yine kendi bildiği yola gidecek; laikliği kendi ideolojisi içinde savunacak.
Çünkü Türkiye'nin tek çelişkisi laiklikle antilaik tutum arasında değil.
Laik - antilaik kamplaşması şu anda yaşamsal bir sorun olmasına rağmen, Türkiye'nin gelir dağılımı sorununu çözmüyor.
Açlık sınırında yaşayan ve milli gelirin ancak yüzde 4'üyle yetinmek zorunda kalan 13 milyon insanın karnını doyurmuyor.
Binlerce faili meçhul cinayeti aydınlatmıyor.
İşkence tezgahlarını kapatmıyor.
İnsan haklarına saygı gösterilmesini sağlamıyor.
***
BUGÜN milyonlarca insanın laiklik şemsiyesi altında toplanması, neredeyse Susurluk'a karşı çıkanlarla, Susurluk'u örtmek isteyen güçleri bir araya getirmiş gibi görünebilir.
Oysa temel çelişki burada.
Eğer Türkiye onurlu, çağdaş, saygın bir ülke olmak istiyorsa, laiklik ilkesiyle birlikte demokrasi ve hukuk devleti ilkelerini de vazgeçilmez öğeler olarak savunmalı.
***
KİMİ çevreler, geçici laiklik şemsiyesinin sol ve sağ arasındaki anlayış farkını ortadan kaldırdığından o kadar eminler ki, bazı sağcı ANAP milletvekillerine CHP'de gelecek arıyorlar.
Sanki politikada ne temel bir görüş var, ne doktrin, ne inanç, ne de farklı metod!
Sağdan sola, soldan sağa / Salla bayrağı düşman üstüne
Ne garip bir ülke olduk!
