Daha önce de sözünü etmiştim. Binlerce üyeye (ama nitelikli üyeye sahip) bir web sitemiz var. (www.livaneli.net) Genç arkadaşlar burada her gün siyasetten sanata, toplumsal sorunlardan sinemaya kadar değişik alanlarda çok ilginç yazılar yazıyor, kendi aralarında tartışıyorlar. Bunları her gün okuyor ve gençlerin perspektifini birinci elden öğrenebilme şansını yakalıyorum. Bu bence çok önemli. Çünkü Türkiye’de sadece siyasette değil, medyada da gençlerin sesi duyulmuyor. Ne düşündükleri, olaylara nasıl baktıkları çok önemli. Dün sitenin forum bölümünü okurken, niye bu ilginç yazıları gazetedeki okurlarımla paylaşmayayım ki dedim kendi kendime. Böylece daha geniş kitleler düşünen gençlikle tanışır, sorunları ve çözümleri bir de onların ağzından duyar. Bugün sitenin devamlı yazarlarından Onur Temel Çakır’ın bir yazısını sunuyorum sizlere.Ve bunu bir alışkanlık haline getirip, mesela haftada bir, genç yazarların görüşlerini özetlemek istiyorum.“Şiddet kültürü” “Genç nüfusa sahip bir toplumuz. Türkiye’de 20 yaşın altında 40 milyon kişi yaşıyor. Genç nüfusun bu kadar baskın olması aynı zamanda biz gençlerin, tavırlarımızla toplumsal yaşantıyı şekillendirdiğimizi ortaya koyuyor. Toplum içindeki hal ve davranışlarımızın hepsi birden kültürümüzle bire bir ilgilidir. Söz gelimi, yürürken yere tüküren bir insan şehirli olamamış, henüz ‘şehirli’ kültüründen nasibini alamamış demektir. Ben kocaman alışveriş merkezinde yere tüküren adam gördüm. Gel de ona burasının köyündeki tarlası olmadığını anlat! İşte ben ‘gençlik ve artan şiddet’ konusuna da aynı açıdan bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Bugün ülkemizde gençler bu kadar fazla şiddete başvuruyorsa bu, kültürel çürümenin bir göstergesidir. Okulda ikili ilişkiler yüzünden hemcinsini ya da karşı cinsi bıçaklayan, maçta hakeme ve tüm oyunculara ana avrat söven, kavgalar çıkarıp döner bıçaklarıyla birbirine saldıran ya da konser alanında, otobüste, minibüste kadınlara cinsel tacizde bulunan gençler aslında kültürel yozlaşmanın, yani diğer bir deyişle çürümenin bir işareti. Hepimiz izlemişizdir, Avrupa’da bazen büyük gösteriler ve eylemler oluyor. Bu gösteriler sırasında kimse ölmüyor ya da ne bileyim, çoğu zaman kimsenin burnu bile kanamıyor. Çünkü sokağa çıkanlar ‘şiddet kültürü’ ile yoğurulmamış. Sadece tavırlarını ortaya koyuyor ve sonra alanı terk ediyorlar.Uygar insan modeli budur. Ben Hacı Bektaş-ı Veli’nin ‘bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ sözüne inanırım. Bu konuda ülkemiz bilimcilerine çok iş düşüyor. Umarım onları ciddiye alacak siyasetçileri bu toplum meclise sokabilmiştir.” Onur Temel Çakır