İyi insan, kötü insan var mıdır? Buna felsefeciler cevap versin ama ben bu dünyada bazı insanların, başkalarına göre daha çok yardımsever, hümanist ve özverili olduğunu gözlerimle görüyorum. Paris’te UNESCO binasında, İyiniyet Elçileri denilen grubun toplantısında otururken düşünüyorum bunları. Çevremdekileri süzüyorum. Servet ve güç sahibi birçok kişi gününü gün eder, şampanyanın su gibi aktığı, kürklerin ve moda giysilerin, pırlantaların göz kamaştırdığı şatafatlı bir eğlenceye gömülürken, belki onlardan da güçlü ve zengin bu insanları, başkaları için kaygılanmaya ve bu uğurda çalışmaya iten nedir? Hiçbirinin buradan alacağı bir şey yok ama verecekleri çok şey var. Mesela Nelson Mandela’yı hangi amaç iyiniyet elçisi olmaya ikna eder? Ürdün Kraliçesi Rania’yı buraya yönelten duygu nedir? Ya Lüksemburg Büyük Düşesi Maria Theresa’ya, Azerbaycan’dan Mehriban Aliyeva’ya ne demeli? Monaco Prensesi Caroline, Alman, İtalyan, Arjantinli, Yunan banka sahipleri, Lübnan’dan Refik Hariri’nin kız kardeşi Bahia Hariri, müzisyen Jean Michelle Jarre, Claudia Cardinale, L’Oréal’ın sahibi Owen-Jones, eski cumhurbaşkanları, başbakanlar, uluslararası şöhrete sahip aktrisler burada ne arıyor? Bu kişiler niçin programlarını bozup, zaten çok yoğun olan hayatlarının birkaç gününü ayırarak toplantıya geliyor ve yıl boyunca da Afrika’da, Asya’da, Latin Amerika’da eğitim, sağlık, temiz su, AIDS’le mücadele gibi konularda çaba harcıyorlar? Para ve başarı hırsıyla dolu olan, gözleri başka bir şey görmeyen gençlerin bu insanları örnek almasını isterdim. Demek ki ün ve para, insan hayatını doldurmaya yetmiyor. Milyar dolarlara hükmeden ve milyonlarca kişi tarafından sevilen bu insanlar, mutluluğu ancak başka insanlara, doğaya ve kültüre saygı göstermekte buluyor. Bu yüzden hepsi, ellerindeki büyük gücü, insan kardeşlerine yardım etmek için harcıyorlar. Çünkü “insan insanın zehrini alır!” Çünkü bencilliğin ve hırsın sonu yoktur! Çünkü “dayanışma” modası geçmiş bir sözcük değil, tam tersine, dünyanın gündemine oturmuş bir kavramdır.
Toplantı sırasında Ayşen Özyeğin’in önderliğindeki AÇEV’i anlatmak ve bu değerli organizasyonla ilgili bir DVD göstermek de benim mutluluğumu oluşturdu. Bizde de böyle insanlar var deme mutluluğuna eriştim.
