Ülkeler bazen kendi gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalır. Savaş, doğal afetler, salgın hastalıklar bu yüzleşmenin ortaya çıktığı olağanüstü anlardır. Mesela onca güçlü ve örgütlü Amerika, Katrina kasırgası karşısında siyah yurttaşlarının çoğunu ölüme terk etti. Fransa’da yaz sıcakları yüz binlerce insanın canını aldı. Ama ne yazık ki Türkiye bunların hepsinden daha kötü bir sınav veriyor. Avrupa otoriteleri ve basını kendileri için bir kuş gribi tehlikesi olmayacağını, Türkiye’deki yayılmanın cehaletten ve azgelişmişlikten kaynaklandığını belirtiyor. İsterseniz onlara kızalım ama biraz da iğneyi kendimize batıralım. Aylar önce Manyas’ta kuş gribi saptandığı zaman üç beş tavuk itlaf edip günü kurtarmak için ‘Tehlike geçti!” diyen yetkililer, bu hastalığın yurt sathına yayıldığını görememiş. Halk örgütlü değil. Olsa bile emirleri dinlemiyor. Memlekette demokrasi var ya; hasta tavuğu kesip çocuğa yedirmek de serbest elbette. 1999 depremi yüzümüze bir ayna tutmuştu. Şimdi kuş gribi tutuyor aynayı. Bir de İstanbul depremi tutacak. Hiç olmazsa geçirdiğimiz felaketlerden bir parça ders çıkaralım ve gerçeğin gözünün içine bakmayı öğrenelim. New York’un Beşinci Cadde’sindeki bir dükkânla Nişantaşı’ndaki bir dükkânın birbirine benzemesi ya da üç beş yabancı lokanta şubesi ile birkaç yabancı butiğin açılması bir ülkenin gelişmişlik seviyesini göstermez. Bunlara bakıp da “Yahu Avrupa gibi olduk” diye sevinmek boş hayaldir. Çünkü bunlar gelir dağılımı bozukluğunun yarattığı bir paralı azınlığın Avrupa hevesini tatmin etmekten öteye gidemez. Ülke fakirdir, eğitimsizdir, alt yapısı yetersizdir ve bütün bunlara ek olarak iç soygun ve rejim mücadelesi yüzünden ulusal bir hedefe yönelememektedir. Kız çocuklarını okula göndermekte İran ve Sudan’ın gerisinde olan Türkiye’nin gerçeği, kuş gribi yayılan köylerdeki durumdur işte. Türkiye budur, ışıltılı vitrinler değil.Bir ülkeyi değerlendirirken onun birkaç alışveriş caddesine mi bakarsınız yoksa rakamlarına, çocuk ölümlerine, eğitim durumuna mı? Hiç olmazsa bu felaket, biraz aklımızı başımıza getirse de ülkeyi boşu boşuna cilalamaktan vazgeçsek. Çünkü her cilalama, hastalığın tedavisini geciktiriyor.
