HÜKÜMETTİ, seçimdi, koalisyondu derken nisan ayının sonunu getirivermiş.
Yakında bir bakacağız ki 1998 yılını da yarılamışız.
Oysa yılbaşı daha dün gibi gelmiyor mu size?
Hiç merak etmeyin, gelecek yılbaşına da Ankara dedikodularıyla gireriz, gelecek yılı da bir çırpıda aynı konuşmalarla geçiririz.
TÜRKİYE'de gereğinden fazla iç siyaset konuşuluyor.
Hiç faydası olmayan, havanda su dövmek olarak adlandırılabilecek afaki konuşmalarla vakit geçiriyoruz.
Bunun sebeplerinden biri, dünyaya kapalı bir taşralılık atmosferinde yaşamamız.
İkinci sebep ise gereğinden fazla haber programına ve köşe yazarına sahip olmamız.
Televizyonlar her gün saatlerce
haber yayını yapıyor. 500'ü aşkın yazar her gün siyaset yazıyor.
Oysa yazılacak ve aktarılacak haber o kadar fazla değil.
Dünyadaki gelişmelerle de ilgilenmediğimiz için, gelsin bir sürü Ankara senaryosu ve siyasilere ilişkin milyonlarca dedikodu.
KAMUOYUNUN önüne yazıyla ve programla çıkan kişiler güne birbirlerinin yazdıklarını okumakla başlıyorlar.
Sonra ajans haberleri geliyor. Öğleden sonra ise yazılar ve haber programları şekilleniyor: Mesut Yılmaz şunu dedi, Baykal bunu dedi, Ecevit ona şöyle cevap verdi, Cindoruk olayı böyle yorumladı.
Acaba bu lafın altında ne var? Önümüzdeki dönemle ilgili muhtemel senaryolar nelerdir?
ASLINA bakarsanız bunların hiç
birinin ülkedeki gerçek yaşamla bir ilgisi yok.
Garip bir siyasi star sistemi yaratmışız.
Fedakar haberci arkadaşlarımız ellerinde kameralarla oradan oraya koşturuyor ve malzeme toplamaya çalışıyorlar.
Televizyon ve gazete merkezlerindeki arkadaşlar ise bunlardan ilginç yayınlar yaratmaya uğraşıyor.
DİYORUM ki; bizler biraz iç siyaset yazmayı bıraksak...
Televizyonlarla birlikte biraz daha dünyaya açılsak...
Her şey daha rahat olmaz mı? Bir ülke her gün fokur fokur kaynayan bir kazanın üstünde oturamaz ki!
Ankara'daki siyasetçinin ağzından çıkan her söz ekonomiyi sallıyor, demeçlere göre borsa bir iniyor, bir çıkıyor.
Ve sonunda "avara kasnak" gibi boşlukta dönüp duruyoruz.
Biraz siyasete ara versek Türkiye de rahatlayacak, insanlarımız da, ekonomi de!
