BİRKAÇ gündür Onuncu Yıl Marşı'nın Cumhuriyet Marşı olarak kabul edilmesine ilişkin tartışmaları izliyorum.
Dostum Doğan Hızlan'ın önerisiyle başlayan ilgi, neredeyse bir kampanyaya dönüşecek.
Cumhuriyet'in 75. yıl kutlamaları için açılan yarışmaya iki yüze yakın güfte katılmış. Ancak jüri, hiçbirini yeterli bulmamış.
Doğan Hızlan da yeni bir marş bestelenmesi yerine, Onuncu Yıl Marşı'nın kabul edilmesini öneriyor.

***

BEN bu öneriyi son derece yerinde buluyorum.
Yalnız, bunun nedeni Türkiye'de yetenekli söz yazarı ve besteciler bulunmaması değil.
Belki birileri çıkar Onuncu Yıl Marşı'ndan daha güzel bir güfte yazar, daha güzel bir marş besteler.
Ama dünyanın en yetenekli sanatçıları bile o ruhu bir daha yakalayamaz.
Çünkü o marş, yeni kurulmuş Cumhuriyet'in onuncu yılındaki inancı, coşkuyu, temizliği, saflığı, yurt sevgisini yansıtan bir marştır.
On yılda her savaştan açık alınla çıkmış olanların marşıdır.

***

BİZ ise 75 yılda, birçok savaştan açık alınla çıkamadık.
Yurteseverlik yerini kişisel çıkara, toplum dayanışması yerini iğrenç bir sen - ben kavgasına, kültür ve incelik yerini magandalığa bıraktı.
Devletin eline bulaşan Susurluk pislikleri temizlenmedi ve bu gidişle temizleneceği de yok.
Rüşvet, hırsızlık, adam kayırmaca diz boyu!
Cumhuriyet balolarının yerini, iki kelimeyi bir araya getiremeyen magandalarla, kalça kıvıran tombul kadınlar aldı.
Maçlarda millet döner bıçaklarıyla birbirini doğruyor.
Herkes, devleti kafakola alıp köşe dönme derdinde.

***

BÖYLE bir ülkede, çok güçlü bir söz yazarı çıksa ve 75'inci yılımızı göklere çıkaran bir söz yazsa ona kim inanır?
Ama "On yılda her savaştan açık alınla çıkanlar"ın söylediği sözler inandırıcıdır.
Çünkü onlar temiz ve fedakar bir dönemin insanlarıydı.
Mustafa Kemal aydınlığının yansımasıydı bu marş.
Bu yüzden marşın aynen kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yalan söylemekten daha iyidir!