Lambalı radyo kuşağının bir mensubu olarak ibreyi sağa ve sola doğru hareket ettirme yöntemiyle en doğru noktayı aramayı iyi bilirim. Belki arama sırasında ses bozulur ama sonunda aradığınız istasyon ve en net ses böyle bulunur. Bana göre gerçek de böyle aranmalı: İbreyi sağa ve sola doğru biraz aşırılaştırırsınız ve sonunda en doğru noktayı bulursunuz.Bu yöntemle düşünüyorum ve şu soruyu soruyorum: Bugünkü iktidar kadrolarının dedeleri, Osmanlı’nın ve TC’nin önemli dönemeçlerinde hangi hareketlere yakın durdular? Mesela İstiklal Mahkemelerini kuranlara mı yakındılar, yoksa orada yargılananlara mı?Elimde hiçbir kanıt yok ama sanki ikincilere daha yakındılar gibi geliyor. Aynı şekilde “Millici gavur”a değil, padişaha daha yakındılar diye düşünüyorum. Menemen’de gönülleri kimlerle birlikteydi?Daha geriye gidersek 31 Mart’a mı yakınlar, yoksa Hareket Ordusu’na mı? Bu kabataslak tahminler bizi el yordamıyla bir yere götürüyor. Refah’tan, Milli Selamet’ten doğan AKP çekirdek kadrolarının geçmişi, Kemalist harekete değil, onun karşısındaki muhafazakâr hareketlere daha yakın. Gelin şimdi radyonun ibresini sola doğru kıralım: CHP, sol ve Kemalist kadrolar elbette Derviş Vahdeti’ye ya da Düzce isyanını çıkaranlara değil, Hareket Ordusu’na, İstiklal Mahkemeleri’ne, Kuvayı Milliye ye. Cumhuriyet reformlarına daha yakın. Bunda bir gariplik yok.Garip olan şey, tarihsel bir kayma. Muhafazakâr geleneği temsil eden ve Atatürk’ün Batılılaşma reformlarına “gavurluk” diyerek karşı çıkanların torunları, şimdi Türkiye’yi Batı’ya taşımanın bayraktarlığını yapıyor.Görünüşte de olsa, eskiden “gavur” diye suçladığı bir Batılılaşma’nın önünü açıyor. “İlerici” gelenekten doğan hareketler ise bu konuda daha isteksiz davranıp milliyetçi refleksler içinde Batı dünyasından kopuyor. “AB’yi biz de istiyoruz ama…” diye başlayan savunmalardan söz etmiyorum burada. İşin öncülüğünü yapmayı, canı yürekten istemeyi kastediyorum.Bu açıdan baktığımda Türkiye’de bir heyelan yaşandığını, tarihsel bir kayma, bir yer değiştirme olduğunu görüyorum. Geçenlerde Ali Sirmen’in söylediği gibi; AKP belki Doğu’ya ulaşmaya çalışıyor ama Christophe Colombe gibi Batı’ya giderek yapmaya çalışıyor bunu.Yani tarihte “gerici” olarak damgalanan hareket Batı’ya yürümek istiyor, “ilerici”ler ise onları durdurmaya çalışıyor. Bence burada büyük bir yanlışlık yapıldı. Türkiye’nin ‘muasır medeniyetler’e ulaşma mücadelesi tarih boyunca ona karşı çıkanların eline bırakılmamalıydı.
