90’lı yıllar, küreselleşme orkestrasının kreşendo yaptığı dönemlerdi.Dünya küçük bir köy olacaktı, milliyetçilikler ortadan kalkacak, dünyanın sorunları küresel olarak kavranacaktı.Buna Gorbaçov bile inandı.Oysa ortada, Amerika’nın dünya çapında örgütlenmesinden başka bir şey yoktu.Nasıl bir zamanlar Pax Romana (Roma Barışı), Pax Ottomana (Osmanlı Barışı) kavramları, bu büyük imparatorlukların egemenlik alanını belirliyorsa, bugün de küreselleşme, Pax Americana’dan başka bir anlama gelmiyordu.İşin tuhafı, küreselleşme olgusu milliyetçilikleri ve etnik mücadeleleri ortadan kaldırmadı.Ortadan kaldırmak ne kelime; tam tersine, azgınlaştırdı, kızıştırdı.Alvin Toffler, bu çağla ilgili birçok kehanette bulunduğu gibi, bunu da öngörmüştü.21 Ekim 1986 günü Kremlin’de Gorbaçov’la görüşmeden çıktığımız zaman “Galiba Sovyetler Birliği çöküyor. Artık milliyetçi ve etnik savaşlara hazır olalım!” demişti. Daha sonra Bosna’dan Darfur’a, Kabil’den Bağdat’a kadar uzanan kanlı çizgiyi izlediğimde hep Alvin Toffler’in bu sözlerini hatırladım.
Globalizm milliyetçilik duygusunu azaltmadı, tam tersine artırdı dedim.Geçenlerde bunun çok güzel bir örneğini anlattılar:Lüset ve Mustafa Taviloğlu dostlarım, Yunanistan’ın Niziros Adası’na gitmiş. Pek fazla kimsenin uğramadığı, ıssız sayılabilecek bir adaymış Niziros.Orada bir Yunanlı ailenin işlettiği lokantaya uğramışlar. Aile Avustralya’da yaşıyor, sadece yazları bu adaya gelip birkaç ay çalışıyormuş. Taviloğlular Türk kahvesi içmek istediğinde aile “Yunan kahvesi” diye ısrar etmiş.Sonra ne yapmışlar biliyor musunuz?Arçelik kahve makinesinde hazırlamışlar kahveyi.Bilindiği gibi Arçelik kahve makineleri Çin’de imal ediliyor.Bu aile Avustralya’da satın almış, Niziros’a getirmiş.Şu hale bakın:Çin’de yapılmış Arçelik kahve makinesi Avustralya’da satın alınıyor, sonra bununla Niziros’ta Türk kahvesi yapılıyor.İşte bu globalizm.Ama Yunanlı aile kahvenin adı konusunda anlamsız bir inadı sürdürüyor.Bu da dar milliyetçilik.Globalizmin milliyetçilikleri ortadan kaldırmadığına, tam tersine artırdığına daha güzel bir örnek bulunur mu bilmiyorum.
Halimiz Stefan Zweig’ın “Dünün Dünyası” adlı güzel kitabında anlattıklarını andırıyor mu bilmem.Büyük yazar ve düşünür Zweig, uçak icat edildiği zaman büyük bir heyecana kapıldıklarını, uçaklar sınır ve gümrük tanımadan uçacakları için dünya barışının geldiğine inandıklarını anlatır.Ne yazık ki birkaç yıl sonra o uçakların gökten ateş yağdıracağını ve savaşın felaket boyutunu artıracağını hesap edememişler.İnsanoğlu, birbiri üzerinde egemenlik kavgasını sürdürdükçe, her aracın bu hale geleceğine kuşku yok.Nitekim globalizm de dünyada özlenen barışı değil, tam tersine, savaşları kızıştırdı.
