Bizim internet sitesinin (www.livaneli.net) Forum bölümüne arada bir göz atmanızı öneririm. Okuyan, yazan, düşünen gençler çeşitli konu başlıkları altında çok ilginç tartışmalar yürütüyorlar. Bunlar bazen sert olabiliyor ama çok ilginç yazılar okumanız da mümkün. En azından bana çok şey öğreten, yeni düşünce biçimlerini tanımama, Türkiye’deki eğilimleri izlememe yardım eden bir yönü var. Zaman zaman da Forum üyeleri, gazete yazılarım üzerinde tartışıyor. Mesela çarşamba günü yayımladığım “İnternet sayesinde gençlik daha mı bilgili oldu” yazısına gelen yorumlar, konunun bir numaralı muhatabı olan gençliğin yazıdaki soruya doğrudan cevabı olarak algılanabilir. Bakın neler diyorlar: Onur Temel Çakır’dan bir alıntı: “Bu soru, her gün kullandığım internet teknolojisini sorgulamama ve özeleştiri yapmama vesile oldu. İnternet, haber okuma alışkanlığımıza çok ilginç bir ‘yenilik’ getirdi. Adı da ‘göz at ve geç!’ Bu, dünyadaki tekmil internet kullanıcılarının, bilgi edinmeye çalışırken yaptığı en büyük hatadır diye düşünüyorum. Çünkü, artık kimsenin doğru haber yapma kaygısı yok. ‘İşe yarar’ haber peşindeler. Patron Ahmet Bey’in işine yarar, bakan Hasan Bey’in, bürokrat Hüseyin’in… İnternet kullanıcısı bir o haber sitesine giriyor, sonra hemen diğerine. Böylece ülkesinin ve dili yettiği kadarıyla, dünyanın önde gelen internet medyalarına düşen haberlerin başlıklarını okuyup geçiyor. Ama ayrıntıda hiçbir şey bilmiyor. Yine de böyle bir durumda her şeyi bildiğinizi düşünüyorsunuz. Çünkü, yaşadığınız gün ne olup bitmişse hepsinden haberdar oluyorsunuz ya da olduğunuza inandırılıyorsunuz.” Ceren Ünlü’den bir alıntı: “Kısa sürede çok fazla bilgi edinebilme imkânı, sanki bizi bu bilgilerle ne yapacağımızı bilemez hale getirdi. Aslında belki ‘aldığımız bilgiler’ demek de yanlış… Kendi adıma konuşacak olursam, ben şahsen, her taraftan sağanak gibi yağan enformasyon zerreciklerini yakalayamıyorum, yakalasam da kafamda bir bütün oluşturmakta zorlanıyorum. Özellikle de gündemi takip ederken durum böyle. Her şey o kadar çabuk değişiyor ki, ben daha bilgi kaynağının güvenirliğini, varsa geçmişle ilişkisini belirleyemeden ve kendi değer-karar sistemimi devreye geçiremeden, bir bakıyorum ki, konu benim başladığım noktadan çoktan sıyrılmış, ve tamamen farklı bir yerlere kaydırılmış… Bilgi edinme şekilleriyle eş zamanda, bilginin değeri de değişiyor aslında. Yüzeysel de olsa çok bilgi, az ama nitelikli bilgiye tercih edilir oluyor. Herkes her şeyden biraz, ama hiçbir şeyi tam olarak bilmiyor. Aynı zamanda, insanların kararlarını kendi özgür iradelerince vermeleri isteniyor (ya da o şekilde verdiklerini düşünmeleri sağlanıyor). Gerçek bir birikim olmadan bu nasıl olacaksa…” Ssg kod adlı forum üyesinden alıntı: “İnternet bana göre çok güzel bir olay. Bir kere bilgiye ulaşmanızı kolaylaştırıyor. Dünyanın her yanına gidebiliyorsunuz örneğin, aklınızın köşesinden geçmeyen yeni şeyler öğrenebiliyorsunuz, elli gazete okuyabilme şansınız var; var da var… Ama birşeyleri bilmeye ya da öğrenmeye başladığınızda, aslında gerçekten de ne kadar az şey bildiğinizi anlıyorsunuz. Bazen internetin kendi hayatımdan da çaldığını düşünüyorum ama sonuçta internette dolaşırken de kendi hayatımı yaşamıyor muyum? Bilinçli tercihim değil mi yani bu benim. Elbette ama hani Livaneli demiş ya, makinelerle kurulacak hiçbir iletişim insan sıcaklığının yerini tutmuyor, aynen öyle düşünüyorum. İnternet sadece bir araç olabilir iletişimde ve bilgiye ulaşmada daha öteye geçemez, geçmemelidir ve hiçbir şekilde amaç olmamalıdır.”