Aradan yıllar geçtikçe yavaş yavaş yüzleri silikleşiyor, sararan fotoğraflar gibi uçup gidiyorlar. Solgun hayallere dönüşüyorlar. Hatırlıyor musunuz; yıllar önce bir 2 Temmuz’da Sivas’ta Madımak Otel’de yakılmışlardı. Hatırlıyor musunuz; Pir Sultan Abdal’ı anmak için gitmişlerdi oraya. Hatırlıyor musunuz; türküleri ve şiirleriyle kendi dillerinin en büyük şairlerinden birini anacaklardı. Ama kara eller yaktı onları. Hatırlıyor musunuz; yoksa tamamen unuttunuz mu? Sonra ne oldu dersiniz? Kara eller daha da ilerledi. Daha öldürecekleri çok insan vardı çünkü. Bu ülkenin yüz akı insanları teker teker yok edilmeli ve Türkiye karanlıklara sürüklenmeliydi. Mesafe aldılar. Bugün her yerdeler. Basında en çok onların sesi çıkıyor, gücü, zenginliği, kafaları ele geçiriyorlar… Bir zamanlar başka türküler söyleyenler ise boyun eğdi, saf değiştirdi ve kara ele yaltaklanmaya başladılar. Halkımız ekranlarda göbek atıyor. Okumuş yazmışlar, Amerika’nın kenar mahallesi olmaya çalışıyorlar. Bu arada kara el ilerliyor, ülkeyi ele geçiriyor. Sivas’ta yakılanlar ise sadece sevdiklerinin yüreklerinde. Bize de bugün ölen dostlarımızı, orada can veren sevgili arkadaşım Metin Altıok’un dizeleriyle anmak kalıyor: Günlerden öyle bir gün Günlerden öyle bir gündü Üzerine tarih düştüğüm Gözümün önüne geldi birden Balkıyan güzel yüzün Ve yüreğim yandı söndü Ter bastı avuçlarımı Bir işlek kovan uğultusu Kapladı kulaklarımı Uzandım usulca cıgarama Yavan ömrüme katık Ben o gün öldüm gülüm Bir daha ölmem artık