Dünya Değişirken – Zülfü Livaneli

Budapeşte‘den gelen yazılara bakılırsa Tansu Çiller, görüntüsü, hareketleri ve giyimiyle bizim arkadaşları iyice etkilemiş.
Yazılarda altına alta, böyle sarışın ve frapan bir başbakana sahip olmakla övünen Türk erkek gururu sezinleniyor.
Gerçekten de Tansu Çiller bir politikacı olarak değişik.
Elli yaşında bir kadın olarak ise frapan.
Saç kesimiyle iri gözleri arasındaki uyum, onu neredeyse Japon çizgi filmlerindeki kocaman gözlü çocuklara benzetiyor.
Buna bir de kürsü merdivenlerine zıplayarak çıkmayı ve Meclis koridorlarında genç gazetecileri nefessiz bırakan bir hızla, omuzlarını titreterek koşmayı ekleyin: İşte size başarılı bir başbakan portresi.

***

Tansu Çiller‘in Meclis’teki orta yaşlı, taşralı ve hangi partiye mensup olursa olsun Türkiye’de siyaset yapma mesleğine cuk oturan erkeklerle ilişkisine bakıyorum da yetenekli bir romancı bu konudan ilginç bir roman ve atak bir sinemacı güzel bir film çıkarır diye düşünüyorum.
Çünkü köyünde, kasabasında kadınlarla belirli bir ilişki yürüten ve ağır hareketlerinin, sigara yakışının, konuşmadan önce gırtlağını temizlemenin ve ağır konuşmanın kadın milleti üzerinde derin bir saygı yarattığına inanan göbekli, bıyıklı erkekler, yanlarında yörelerinde zıp! diye geçiveren, çabuk konuşan ve bir sürü erkeğe hükmeden bu frapan kadının otoritesine kendilerini kaptırmış durumda.
Bazen onu bir uzay canlısı gibi izliyorlar.
Ömürleri boyunca böyle bir kadın tanımamışlar. Onların kafasındaki “eksik etek” tanımına uymuyor bu iş.
Afallayıp kalıyorlar.
Ne hoş bir durum değil mi?
Tansu Çiller‘in görüntüsü, Meclis’tekiler gibi basındakileri de iyice etkilemeye başladı galiba!

***

Budapeşte’den bu görüntü yansırken, Türkiye’de enflasyon oranları yayınlandı.
Çok şükür enflasyonda yüzde 140’ları da gördük.
Bu soyut sayının kaç aile ocağını söndüreceğini, Türkiye’yi hangi uçurumlara sürükleyeceğini hep birlikte göreceğiz.
Üstelik bu enflasyon, hızlı bir kalkınmanın, büyümenin bedeli de değil!
Türkiye küçülüyor.
Gelir dağılımındaki adaletsizlik, büyük kentlerin sosyal yaşamını dinamitlemekte.
Kentlerimiz boğuluyor. Sularımız zehirli. Göllerimiz, denizlerimiz can çekişmekte.
Anadolu’nun her yöresine genç askerlerin cenazeleri yollanıyor. Ateş düştüğü yeri, yani anaların bağrını yakmakta.
Doğurduğu, binbir emekle büyüttüğü ve beş ay önce güle oynaya askere gönderdiği yavrusunun, ucuz çam tahtasından bir tabut içinde geri gelmesini yaşayan ananın acısını duyabiliyor musunuz yüreğinizde?
Aylardır, “Kriz geçti! Krizi atlattık!” diyen Başbakan, ara seçimi ertemek uğruna, “Krizi henüz atlatmadık. Aman ha!” diye uyarıyor bizi.
Hangisine inanalım.

***

Bütün bunlar bir araya gelince insan ister istemez düşünüyor doğrusu: Almanya Başbakanı Kohl, şekilsiz ve çirkin bir adam, ama Alman toplumu mutlu. Ne yüksek enflasyonla boğuşuyor ne de kötü yönetimin açtığı yaralarla.
Bizde Başbakan mutlu.
Almanya’da ise Alman halkı.
Hangisini tercih edersiniz?