Dilimize yapışıp kalmış: İnsanlıktan söz ederken hep insanoğlu diyoruz. Böylelikle de dünya nüfusunun yarısını, yani erkekleri kastediyoruz. Ama bu kullanım zaman zaman işe yaramıyor değil. Mesela savaştan söz açtığınızda “insanoğlu” demenizden daha doğru bir kullanım olamaz. Çünkü savaşları insanoğlu yapıyor, insankızı değil. Eğer Amazon söylencesini saymazsanız tarih boyunca yüz milyonlarca erkek birbirine giriyor, dönemin silahlarıyla birbirini parçalıyor. İnsan kızları ise çocuk doğuruyor, besleyip büyütüyor, savaşa gönderiyor ve sonra da yasını tutuyor. Bu yüzden “savaş bir erkek davranışıdır!” dersek pek de haksız olmayız. Erkek yığınlarının alışkanlığı bu. Belki çözüm de burada. Dünyanın yönetiminde kadınların ağırlığı ne kadar artarsa, savaş tehlikesi de o oranda azalır. Bir kadın, erkek gibi yok edici olamaz. Çünkü bir insan doğurmanın ve yetiştirmenin ne demek olduğunu bilir. Erkek gibi, tohumunu bırakıp yoluna gitmemiştir o. Çocuk doğurmanın acısını, sancısını çekmiş, canından can kopmasının şiddetini yaşamıştır. Sonra o çocuğu emzirmiş, beslemiş, yirmi yıl üstüne titremiştir. Erkekler çocuğu alır, asker yapar, cepheye gönderirler ve “bum”, çocuk artık yok! Kadınlar, bu yok oluşun ne derece yanlış, vahşi ve doğaya aykırı bir durum olduğunu iliğinde kemiğinde duyar. Hırslarına kapılmış ve egemenlik peşindeki erkekler anlayamaz bunu. Çocukluğumuzdan beri böyle yetiştirildiğimiz için, savaşı ülkelere ve insan soyuna mal ediyoruz. Oysa anlamalıyız ki savaş sözünü ağzımızda aldığımız anda erkeklerden söz etmekteyiz. Bugün bazı ordularda, göstermelik bir miktar kadın subaya da yer veriliyor ama bu durum, savaş vahşetini bir kadın davranışına dönüştürmeye yetmiyor. Belki de ileride, bu çıldırmış dünyayı kadınlar düzeltecek.
Çıplak Maymun” kitabı insanla maymun arasındaki benzerlikleri ortaya koyduğunda epey gürültü kopmuştu. Çünkü kitapta, insanların birçok konuda maymunlar gibi hareket ettikleri kanıtlanıyordu. Kimi itiraz etti, kimi sessizce kabullendi bu durumu ve kitap raflarda uyumaya terk edildi. Darwin insanın kökeni olarak maymunu gösterdiği için hâlâ suçlanıyor, Amerika’da bile birçok okulda yasaklanıyor. Oysa çıplak bir göz, insanlardaki maymun davranışlarını görebilir. Bu konudaki en güzel örnek, insanların da aynen maymunlar gibi yükseklere çıktıkça kabahatlerinin daha çok görülmeye başlanmasıdır. Ama bir fark var. Ağaçların en yüksek noktalarına tırmanan maymunların pembe kıçları açığa çıktığında diğer maymunlar “Aaa bak bunu bilmiyorduk!” demezler. Ama insanlar, kendi aralarından biri zirveye tırmandığında bakar bakar ve “Meğer bunun da kabahati varmış birader!” demeye başlarlar. Dolayısıyla belki de Darwin yanlıştır. İnsanlar maymunlardan daha saf olduklarına göre, onların gelişmiş ağabeyleri sayılamazlar.
Dünyada acaba kaç eşek diğer eşekler tarafından öldürülmüştür? Üç mü, beş mi? Ya aslan, kaplan, kartal, kedi, tavşan, kirpi, maymun, at, fil? Herhalde çok azdır! Belki de bazı türlerde hiç görülmemektedir. Çünkü hayvanlar kendi türdeşlerini öldürmezler. İnsanlar ise dünya yüzünde belirdikleri andan itibaren birbirlerini öldürmeye başlamış ve bugüne kadar milyarlarca insanı katletmişler. İşte insanoğlu bu.
