Televizyonda Barcelona Olimpiyatlarının açılış törenini izlediniz mi? İnsan yaratıcılığının yükselebildiği en uç noktalardan biriydi; bir doruktu! Sanat, kültür, spor yaratıcılığının eşsiz bir organizasyonla sunulduğu bu tören bu güne kadar izlediğimiz olimpiyat açılışlarının en güzeliydi.
Çünkü kültürle bütünleşmişti.

Yıllardan beri anlatmaya çalıştığımız gibi, kültürü bir boş zaman eğlencesi olarak görmeyip de hayatın içine yedirdiğiniz zaman töreniniz de güzel oluyor, politikanız da, hatta ekonominiz de.

Ünlü ekonomist Galbraith, İtalya için yazdığı bir yazıda, bu ülkenin kültürünü ekonomiyle birleştirmesini, daha doğrusu kültüre dayalı bir ekonomik politika izlemesini övüyordu.

***

Cumartesi akşamı, dört buçuk milyar insanın seyrettiği törende, İspanyollar çağdaş sanatlarını sundular. Ressamları Joan Miro, Pablo Picasso, Salvador Dali bütün koreografiye damgasını vurmuştu.
Zaten Miro çoktan beri İspanya'nın amblemi olarak kullanılıyor.

Sunulan müzikte İspanyol folkloruyla, elit anlayış uyumlu bir bütün içinde kaynaşmıştı.

Orkestrayı zaman zaman Japon Sakamoto yönetti. Mikis Theodorakis kendi müziğini sundu. Demek ki "Herşey İspanyolların elinden çıkacak" gibi bir saplantıyı da aşmışlardı.

Dünyada ilk kez bir olimpiyat açılışı opera sanatıyla bütünleşti.

Devlet adamları sade, rahat, çağdaş bir uyum içindelerdi.
Başbakan Felipe Gonzales, "Ben de konuşacağım" diye tutturmadı.

Lacivert kruvazelerini çekmiş bir sürü politikacı uzun konuşmalar yapıp "Bir İspanyol dünyaya bedeldir" diye övünmediler.

Altmışbeşbin kişi, göğüsler ileri çıkık, gözler ufka dikili ve başları dik olarak hep bir ağızdan İspanyol milli marşını söylemediler.

Televizyonda naklen yayın yapılırken; Katalan şivesiyle "Çekil lan! Göremiyon oğlum!" gibi bağırışlar, ya da "Madrid, Madrid, çıksanıza lan aradan!" gibi nezih konuşmalar duyulmadı.

Tören boyunca boş olması gereken yerler bomboştu. Ortalıkta koşuşup duran kimliği meçhul kişiler yoktu.

Franco öldüğü zaman, Türkiye ile İspanya'nın, kişi başına düşen milli gelirleri aynıydı. Şimdi İspanya sekiz katımız.

Bir ülkenin, 68 deneylerini geçirmiş modern devlet adamlarına sahip olmasının ve her şeyi kültürle birleştirmesinin önemini görüyor musunuz?

Bir Felipe Gonzales'e bakın, bir de...

Neyse!

İspanyollar eskiden "Viva la Muerte!" şarkısını söylerlerdi. Yani "Yaşasın Ölüm!" Şimdi "Gracias a la Vida" adlı güzel şarkıyı söylüyorlar hep bir ağızdan. Yani "Hayata Teşekkürler!"

Biz de, böylesine görkemli bir kültür şöleni yaşamamızı sağladığı için İspanya'ya teşekkür ediyoruz.