Bir adam her akşam buzlu rakı içer, ertesi gün de baş ağrısından mide bulantısından kurtulamadığı için söylenip dururmuş.Bir akşam, alışkanlığını değiştirip buzlu viski içmeye karar vermiş; bakmış ki ertesi gün yine aynı sonuç: Baş ağrısı, mide bulantısı devam etmekte.Bunun üzerine buzlu cin içmeye başlamış. Yine değişen bir şey yok! Demiş ki: “Ben durumu anladım. Bana yaramayan şey buzdur.” Yanlış tanı…Durumumuz bana bu hikâyeyi hatırlatıyor: Şu ülkede kaç iktidar, kaç darbe, kaç sivil hükümet gördük. Hep aynı yanlış yapılıyor; sorunlara hep yanlış tanılar konuluyor; aynen kabahati buzda bulan adam gibi.Oysa bütün sorunların temelinde aynı hastalıklar var.Bu hastalıklar nedir derseniz; demokrasi eksikliği, insan haklarına saygısızlık ve yargıyı siyasetin emrine vermek derim.Bugüne kadar gördüğüm bütün yönetimler aynı hataları yaptı:Gücü elinde tutanlar, demokrasiyi sadece kendi çıkarları doğrultusunda yorumladılar.İnsan haklarına saygı göstermediler; suç işleme pahasına karşıtlarını ezmek istediler.Ve belki de en vahim olanı; yargıyı emirleri altına alarak bırakın muhalefeti, hoşlanmadıkları kişileri bile zindanlarda çürütmek istediler.“El değişti” İster seçimle, ister darbe yoluyla gelsin; her yönetim, iktidarını uzatabilmek için bu uygulamalara başvurdu: Karşıtlarını hapsetti, basını yıldırmaya çalıştı, yanındakileri zengin etti ama sonunda o kaçınılmaz gün geldi ve bir gün iktidar sahipleri o makamlara veda edip gitmek zorunda kaldılar.Devir teslimler yapıldı; o masalara başkaları oturdu, kırmızı plakalı arabalara başkaları bindi. Çünkü “mahkeme kadıya mülk değildi.”Sonra ne mi oldu?İktidara yakın zenginler teker teker iflas etti. Hapistekiler çıktı, yerlerine başkaları konuldu. Yargı (büyük ölçüde), yeni iktidar sahiplerine selam çakmaya başladı.Basındaki övgüler yerini sövgülere bıraktı.Ne var ki gücü eline geçirenler, muhalefetteyken sık sık tekrarladıklar demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü kavramlarını unutuverdiler.Neyzen ne güzel söylemiş:“Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti!”
