Paris’teki bir Avrupa Konseyi toplantısından döndüm. Bu şehri 30 yıldır bilirim, havasını koklarım, rüzgârlarını sezerim. Diyebilirim ki Paris’i hiç böyle umutsuz ve yabanıl görmedim. Bunda yaklaşan savaşın etkisi de vardır elbette ama bence problem daha derin. Son yıllarda dünyaya egemen olan “business school” mantığı büyük uygarlıkları batırdı, biçim değişikliklerine yol açtı, insan ilişkilerini daralttı, küçülttü. Özellikle Avrupa kültürü ve yaşam biçimi çok ağır yara aldı, belki de işin sonuna geldi. Nedir “business school” mantığı? Biliyorsunuz; Amerika’da yüz binlerce öğrenci üniversitelerde “business management” denilen iş idaresi okudu. Türkiye’den Amerika’ya okumaya giden on binlerce gencin herhalde yüzde 90’ı da bu tahsili yapmıştır. Bu okullarda birçok şey öğretildi ama öğrenciler başlıca amacı “kâr maksimizasyonu” olan bir ahlâkla yetiştirildiler. Vur, kır, parçala, adam çıkart, reklam ver, ne yaparsan yap yeter ki kân en üst seviyesine çıkar. Bu çocuklar öyle bir rekabet ortamı içinde yetiştiler ki okulu bitirip, bir de üstüne MBA derecesini alınca olanca hırslarıyla piyasaya atıldılar. Gözleri sadece yükselmekte olduğu için, çalıştıkları kurumlan nasıl daha fazla kara kavuşturacakları üzerine kafa yordular. Personel sayısını azaltmak, insanları daha çok çalıştırmak, sendikalaşmayı önlemek gibi binbir çare düşünerek patronlarının gözüne girmeye çalıştılar. Çünkü zamanımızın yeni rüyası olan “patronlar dünyası” na girecek, Porche araba alacak, Rolex takacak ve geçim derdine düşmüş binlerce insanı aşağılama hakkını elde edeceklerdi. Konu fark etmiyordu; Paris’in tarihi kahvelerinden birini de aynı şekilde işletebilirdiniz, Londra’daki bir galeriyi de. Marifetleri, muşambayı moda haline getirerek hakiki deriden daha pahalıya satma metodu olarak sivrildi.Yaptılar da.”İletişim devrimi” adı altında piyasaya sürülen bir çılgınlık da bu “yuppie” kültürünü iyice azgınlaştırdı. Sanki insanlar artık üretmeyecek, çalışmayacak, tarla ekmeyecek, makine yapmayacak, sadece birbiriyle iletişim kuracaktı. Ortalık birdenbire daha lisede okurken yüzlerce milyon dolar kazanan dahi veletlerin hikayeleriyle çalkalandı.Ve bu yeni ahlâk, yüzyılların insan birikimlerini yirmi yılda silip süpürdü.insan insanın kurdu oldu. Büyük kültür sentezleri yaratmış olan Batı şehirleri yok oldu. Ticaret ve alışveriş de insanoğlunun ilişki biçimlerinden biridir ama her şeyin yerini tutamaz. Sonunda gelip dayandığımız nokta, daha çok sattığı için Beethoven’in yerine Eminem’i geçirmekten öte bir şey değil.