Pazar günü “Hindinin Milliyeti” başlıklı bir yazı yazmış ve hindiye İngilizcede ‘turkey’ deniyor oluşunun kimilerimizi rahatsız ettiğinden ama aslında bunun o kadar da büyütülecek bir mesele olmadığından, kelimenin etimolojisine bakmak gerektiğinden söz etmiştim. Bu yazıyla ilgili olarak okurlardan birçok mesaj aldım. Okurlarımdan biri ise konuyla ilgili ilginç bir makale göndermiş. Makalenin yazarı olan Giancarlo Casale, Amerika’ya özgü bir kuşun neden ‘turkey’ adıyla anılıyor olduğunu merak edip araştırmaya koyulmuş. Bu kuşa Portekizcede ‘peru’, Türkçede ‘hindi’, Arapçada ‘Etiyopya kuşu’, Yunancada ‘Fransız kız’ manasına gelen ‘gallapoula’, Fransızcada ‘Hindistan’dan gelen’ manasında ‘dinde’ dendiğini; Hindistan’da ise konuşulan dillerden hiçbirinde bu kuş için bir isim bulunmadığını (çünkü Hindistan’da böyle bir kuş yetiştirilmiyor) öğrenince iyice kafası karışan Casale bir uzmana başvurmaya karar vermiş. Harvard Üniversitesi’nde dünyaca ünlü bir filolog ve Türk dilleri uzmanı olan Prof. Şinasi Tekin’e başvurmuş. Bakın Prof. Tekin nasıl bir açıklama yapmış:“Türkiye’nin kırsal bölgelerinde çulluk adıyla anılan bir kuş vardır. Bu kuş hindiye benzer fakat daha küçüktür ve eti çok lezzetlidir. Amerika’nın keşfinden uzun yıllar önce İngiliz tacirler bu kuşu keşfetmiş ve İngiltere’ye ihraç etmeye başlamışlardı. Çulluk İngiltere’de çok sevildi ve ‘Turkey bird’ (Türkiye kuşu) ya da kısaca ‘turkey’ diye anılmaya başlandı. Daha sonra İngilizler Amerika’ya çıktığında burada gördükleri kuşları çulluk sandılar ve onlara da ‘turkey’dediler. Fakat başka ülkelerde yaşayanlar, haklı olarak, bu kuşların vatanının Amerika olduğunu düşünüyorlardı ve onlara ‘India birds’ (Hindistan kuşları) ‘birds’ (Peru kuşları) veya ‘Ethiopian birds’ (Etiyopya kuşları) demeye başladılar. O yüzyıllarda Hindistan, Peru ve Etiyopya, Yeni Dünya’ya verilen farklı isimlerden bazılarıydı. Hem insanların coğrafya anlayışları henüz tam gelişmemişti, hem de ‘Amerika’ isminin yerleşmesi zaman aldı. Zaman içinde Amerikalılar kuşlarını dünyanın dört bir tarafına ihraç etmeye başladılar ve biz Türkler de bu kuşun etini yemeye başladık. İnsanlarımız çulluğun varlığını unuttu. Çok yazık çünkü çulluğun eti çok daha lezzetlidir.” İşte Profesör Tekin’in açıklaması böyle. Kendisinin 2004 yılında vefat etmiş olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Bu konuyla ilgili olarak mesaj gönderen ve bilgilerini paylaşan tüm okurlara teşekkür ediyorum.
