Hakkını koruma konusunda birçok olanağı bulunan Rahmi Koç bile bu acayip sistemden şikâyet ediyor ve haksızlık yapanın yanına kâr kaldığını anlatıyor. Rauf Tamer de dünkü yazısında gözüne çarpan “imar faaliyetinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyordu. Yerel seçimler yaklaşırken kaçak yapılar birer kat daha çıkmaya başlamışlar. Bu kaçak apartmanların “tilki kuyruğu” gibi görünen demir filizleri üzerinde hummalı bir çalışma varmış bugünlerde. Doğrusu hiç şaşırmadım. Çünkü ne yazık ki Türkiye’nin sistemi bu. Yani hırsızlık uğursuzluk yapanı kayırmak, yasaları çiğneyenleri ödüllendirmek ve dürüst insanları da cezalandırmak. Eğer verginizi zamanında yatırdınız ise cezalandırılırsınız, çünkü nasıl olsa bir af çıkar ve size “enayi” derler. İmar yönetmeliklerine uygun davranıyorsanız yine yandınız; çünkü sizin yasal evinizde başınızı binbir derde sokarlar ama yan tarafta yükselen kaçak yapılara seslerini çıkartmazlar. Türkiye, kanunsuzluğun egemen olduğu bir ülkedir. Güçlü olanın ayakta kaldığı ve normal insanlara hayat hakkı tanımadığı bir memlekettir burası. Ve yasa dışına kaymak sempatiyle karşılanan bir eylemdir. Mafya babalarının cenazelerine bakın, devlet yönetiminde ne kadar çok dostları olduğunu anlarsınız. Bir şair, yazar, hukukçu, ressam, doktor, öğretmen, emekçi, memur cenazesinde göremeyeceğiniz kadar büyük ve etkili bir heyeti kabadayı cenazelerinde görürsünüz. İnsanlığın bize emanet ettiği büyük şehirlerimiz, yöneticilerin gözleri önünde kaçak yapılarla dolmuş ve cehenneme dönmüştür. Hem de belediye başkanlarımızın hoşgörülü bakışları altında. Bu yüzden dünyaca ünlü şehirlerimiz barbarlığa yenik düşmüştür ama belediye başkanlarımız şehre “hizmet etmiş” kişiler olarak anılırlar. Çünkü bu ülkede eğer kitabına uydurursan bir adam öldürmenin de, bir şehir öldürmenin de cezası yoktur. Avrupa Birliği diye tutturuyoruz ama bu kafayla nereye gireceğimizi bilemiyorum. Çünkü Avrupa’da ne yasaksa bizde o serbest, bizde ne serbestse onlarda o yasak. Mesela Paris’te şiir yazan adamı hapse atmazlar ama Boulogne ormanını kesip kaçak yapı dikmeye çalışan biri hemen kodesi boylar. Türkiye’de ise kanun şiir yazan adamın yakasına yapışır, ormanı kesip inşaat yapana kızmaz bile. Düşünün bir kere: Eğer Türkiye’de hukuksuzluğa bu kadar prim verilmeseydi, koca İstanbul’un yüzde 80’i kaçak yapı olur muydu? Demek milyonlarca yurttaş, suç işleme ortak bilincinde buluşmuş. Türkiye’de yasaların uygulandığını ve her türlü hortumun, soygunun, yasa dışılığın cezalandırıldığını görmeyi ne kadar isterdim bilemezsiniz. Ama galiba tam tersi oluyor ve bu ülkede sadece namuslu insanlar cezalandırılıyor.