Bugün Türkiye Cumhuriyeti'ndeki rüş?
bir numaralı gündem maddesi, Nevruz şiddetidir.
Ve bu gündemi hükümet oluşturmaktadır.

Hükümet olayların peşine takılmış, esen rüzgara göre yön belirlemeye çalışan bir görüntü vermektedir.
Belki gerçek bu değildir.
Bu hükümet gizli ve büyük stratejiler üzerinde çalışmaktadır.
Ama biz bunu bilmiyoruz.
Basın bilmiyor, halk bilmiyor, üniversite, çalışma dünyası... Hiç kimse bilmiyor.

Televizyonu açıyorsunuz: Güney doğu illerimizde 6-7 bin kişilik yürüyüşler, tanklar, silah sesleri, ağır silahlar, linçler ve dehşet...
Avrupa'da izleyen bir kişi için sanki Beyrut manzaraları...

Sayısı tam belirlenemeyen 50'nin üstünde ölü, yüzlerce yaralı..
Bu olaylar karşısında sorumluluk taşıyan kişilerden, yani hükümetten bilgi almak istiyoruz:
Başbakan ne düşünüyor, Başbakan Yardımcısı, İçişleri Bakanı neler düşünüyorlar?

Başbakan diyor ki;
"Bayram kutlamak iyidir ama silah çekene karşıyız!..'

Bu kadar yalın ve kimsenin karşı çıkmayacağı, ilkokul çocuklarının bile bulabileceği bir cümle.
Peki anladık da bu kadar hayati bir konuda, stratejiniz, analiziniz, tarih boyutunda ve geleceğe yönelik görüşünüz ne?
Daha doğrusu var mı böyle bir görüş?

Başbakan Yardımcısının ağzının içine bakıyorsunuz.
Diyor ki;
"Olayları PKK çıkarmıştır."
Aman ne güzel!
Biz IRA ya da Japon Kızılordu'su sanıyorduk.
Aydınlanmış olduk.
Teşekkür ederiz.

İçişleri Bakanı, "devlete kalkan ellerin kırılacağından" dem vuruyor, bir başka yetkili "asla başaramayacaklar! diye bağırıyor ve bol bol "Türkiye'nin ülkesi ve milletiyle bölünemez olduğu" tekrar ediliyor.

İşte esas korkutucu olan da bu.
Siz radyonun başına geçseniz ve tanımadığınız bir ülkenin radyo yayınlarını dinlemeye başlasanız; başbakan, bakanlar, genelkurmay başkanı ve bütün devlet büyükleri saat başı "Bu ülke bölünemez!" diye bağırsalar, anlarsınız ki o ülkede ciddi bir bölünme tehlikesi var.
Fransa'da Mitterand, Cresson, Chirac hiç durmadan "Fransa, ülkesi ve milletiyle bölünemez" diye haykırıyor mu?

***

Durum ciddidir.
Durumun ciddi olduğunu görüyor ve duyuyoruz.
Hükümetten de ciddi altematifler, derin analizler ve düşünce değeri taşıyan görüşler duymak istiyoruz.
Kahve sohbeti düzeyindeki cümleler bizi tatmin etmiyor.