Hastalıklarımıza yabancı doktor-
lar teşhis koyduğu zaman; yerli
doktorların tanısı bir kez daha
pekişmiş oluyor ve hiç olmazsa sorunu
saptamış olmanın yarattığı net görüntü
ortaya çıkıyor.
İstanbul'da yıllarca The New York Ti-
mes gazetesinin temsilciliğini yapmış olan
Stephen Kinzer dostumuzun, Türkiye'de-
ki sistem tıkanıklığına koyduğu teşhis de
böyle bir etki yarattı.
Evet; her aklı başında insanın bildiği
ve kabul ettiği gibi, Türkiye'nin bir yöne-
tilme sorunu var.
Kinzer "iyi yönetici bulamama" has-
talığımızı dile getirdiği zaman bu ülkenin
en temel gerçeğine dokunmuş oluyor.
Hepimizin bildiği gibi, yıllardan beri
kötü yönetiliyoruz.
Bu işin iki boyutu var.
İyi olduğunu sandığımız yöneti-
cileri başa getiriyor ve beklentileri-
miz boşa çıkınca da onları değiştir-
meyi beceremiyoruz.
Bu topraklarda çabuk kandırı-
lan, seçme refleksi kolay yönlendiri-
lebilen insanlar yaşamakta.
Kimileri din maskesi altında hal-
kı kandırıyor, kimileri milliyetçilik
duygularını okşuyor, kimileri de hır-
sızlık yeteneğini beceriklilik maskesi
altında gizleyerek prim yapıyor.
Sonuçta bu insanların hepsi oy
almayı başarıyorlar.
Üç dört yılda bir yapılan seçimlerde
halkın karşısına çıkıp, kendilerinin bile
inanmadıkları her türlü yalanı söylüyor,
her türlü akla ziyan vaatte bulunuyor,
meydanlarda kitleleri coşturuyor ve bir
kez mazbatayı cebe koyduktan sonra da
halkı unutup gidiyorlar.
Taa ki, bir dahaki seçime kadar.
İçlerinde, bu halkın sersem olduğu,
her şeyi çabuk unuttuğu ve gelecek seçim-
de laf kalabalığı yaparak yine kandırılabi-
lecekleri yolunda değişmez bir kanaat
var.
Ve ne yazık ki bu güne kadar haklı çık-
tılar.
Seçimin ufukta görünmediği dönem-
lerde siyasetçiler kendi çevrelerine ör-
dükleri bir duvar içinde yaşıyorlar.
Bu duvar ses geçirmiyor.
Surların dışından yükselen sesleri, fer-
yatları, çığlıkları duymuyorlar.
Duvarın içinde "Körlerle sağırlar, bir-
birini ağırlar" misali, kendilerini mutlu
eden bir düzen içinde yuvarlanıp gidiyor-
lar.
Bu yüzden Türkiye'de gerçek farklıla-
şıyor: Bir halkın gerçeği, bir de siyasetçi-
nin gerçeği olarak, ikiye bölünüyor. (Bu-
na medya gerçeği diye bir üçüncü bölüm
de ekleyebilirsiniz.)
Sistemin tıkandığı nokta işte tam bu-
rası.
Seçim tehdidi altında olmayan siyaset-
çinin de halkı sürekli duymasını sağlaya-
bilirsek tıkanıklığı aşabiliriz.
Bunun da tek yolu, bir zamanlar Yu-
nanistan'ın yaptığı gibi üst üste seçime git-
mek.
Bu ülkede her yıl seçim yapıldığını dü-
şünün: Hangi hükümet, bugünkü ya da
daha öncekiler gibi halka bu kadar sırtını
dönmeyi, bu kadar sağır kalmayı ve halkı
bu kadar adam yerine koymamayı başara-
bilir?
Surun içindeki vurdumduymazlara
karşı halkın elindeki tek silah seçimdir.
O zaman gelin, sık sık seçim yapılma-
sını zorlayalım.
Hükümetleri, geçici diktatörlük biçi-
mi olmaktan çıkarıp, halkın hizmetkârı
haline sokacak tek yöntem budur.
