Tüm siyaset adamlarının kısır döngüsünden kurtulup, daha engin
ufuklara yelken açması gerektiğinden adım
gibi eminim ama gelin görün ki, kireçlenmiş klişe-
ler dünyasını sarsmak o kadar da kolay olmuyor.

Bir ömür boyu derdimi anlatamadığım duy-
gusu var içimde. Bunun başlıca sebebi; Türkiye'-
de her konunun daraltılıp, siyaset kalıbına oturtul-
mak istenmesi.

Bu yüzden söylenen her sözde gizli anlamlar
arandı, okunan her şiirin tehlikeli mesajlar içerdi-
ği sanıldı ve Türkiye; sığ ve dar gündelik siyaset
kalıplarının ötesindeki ferah düşünce ve sanat ok-
yanusuna açılmayı bir türlü beceremedi.

★★★

Bu kırgın düşünceler uzunca bir zamandır
içimde çöreklenip kalmıştı ve bir sokağa her gün
"Bu bir sokaktır!" deme gereksizliğini hisseder gi-
bi susuyordum. Eğer insanlar sokağın sokak oldu-
ğunu göremiyorsa, bunu boyuna tekrarlamanın
da bir anlamı yoktu.

Ama dün Edzard Reuter'in sözlerini oku-
yunca; dostlarına kavuşarak yalnız olmadığını an-
layan insanların sıcaklığını duydum.

Reuter değerli bir adam. Yıllar önce dinledi-
ğim bir konuşması da beni müthiş etkilemişti.

Türkiye'yi iyi tanıyan ve yıllarca Daimler
Benz'in başkanlığını yapmış olan bu değerli kişi
"para kazanma özgürlüğünü sınırlayacak,
ekonomik aktörleri toplumsal ihtiyaçlara,
ahlaki değerlere ve kültürel geleneklere
saygı göstermeye zorlayacak uluslararası
kurallar"dan söz ediyor.

Burada tekrar tekrar okumamız ve iyice algıla-
mamız gereken kavramlar; AHLAKİ DEĞERLE-
RE VE KÜLTÜREL GELENEKLERE SAYGI
GÖSTERME ZORUNLULUĞU'dur.

Yıllardır bunu anlatmaya çalışıyor, gündelik yazı-
ların büyük bölümünü buna ayırıyor, uluslararası
toplantılardaki konuşmaları hep bu düşünce çevre-
sinde örmeye çalışıyoruz. İster global, ister ulusal
alanda olsun; toplumlar sadece para kazanma hırsıy-
la yaşayamaz. Bu hırsın mutlaka dengelenmesi ve
Reuter'in belirttiği gibi, ahlaki değerlere ve kültürel
geleneklere saygı göstermeye zorlanması gerekiyor.

Ama Türkiye'de son yıllarda sesini iyice yük-
selten bir koro, böyle düşünceleri daha en baştan
"Solcu, entel, dinozor" damgalamalarıyla
mahkum etmeye çalışıyor.

Oysa bu solculuk da değil, entellik de!

Gerçeğin ta kendisi.

Bakın Daimler Benz gibi bir dünya devinin
yöneticiliğini yapmış olan iş adamı Edzard Reuter
söylüyor bunları.

O da mı "solcu ve entel"?

Benzer düşünceleri Amerika'nın sayılı strateji
beyinlerinden Brzezinski de öne sürüyor.

O da mı "68'li"?

Türkiye'de yazı yazma sorumluluğu taşıyan
kişilerin, artık sağına sarmısak, soluna soğan bağ-
layarak bu kavramları yerliyerine oturtma vakti
gelmedi mi?

Eğer; kültür, ahlâk, değerler sistemi, dayanış-
ma, estetik, şiir ve felsefe gibi insanlık birikimleri-
nin tümünü "solcu, entel, 68'li" parantezine
almaya kalkarsanız, dünya size güler.

Eğer haberi olursa tabii.