Dün bu köşeyi boş bıraktığım ve yazı yayınlayamadığım için özür dilerim. Elden geldiğince yetişmeye çalışıyorum ama öyle hızlı bir hafta geçti ki... Önce Maria Del Mar'la Çırağan'daki konserimizin hazırlıkları devreye girdi. Konserden Maria da ben de çok hoşlandık. Çırağan sarayının görkemli atmosferi, son derece düzeyli bir izleyici kitlesi, ılık Boğaziçi esintileri, yasemin kokulu bir gece ve bir de konser boyunca başımızın üstünde uçup duran ve sahneden ayrılmadan bizimle birlikte şarkı söyleyen bülbüller... Çok güzel bir akşamdı doğrusu. Barcelona'daki kral sarayının önünde verdiğimiz konserlere, bir Osmanlı sarayı anısı da eklendi. İzleyicilere, düzenleyicilere, eşlik eden değerli müzisyenlere ve konserimizden söz eden gazeteci ve televizyoncu arkadaşlara yürekten teşekkür ederim.
TOPLANTI
Ertesi sabah, daha konser havasını üstümüzden atamadan, The Marmara otelindeki diyaloga katıldık. “21. Yüzyıl Kentlerinde Demokrasi ve Katılım” başlığı altında, UNESCO'nun düzenlediği ve Ali Kazancıgil'in büyük çabalarıyla gerçekleşen diyalog Habitat çerçevesi içinde yer alan çok önemli bir toplantıydı. Sabah oturumunu Brezilyalı ünlü antropolog Ruth Cardoso yönetti. Cardoso aynı zamanda Brezilya Cumhurbaşkanının eşi. Unesco Genel Direktörü Federico Mayor, Johannesburg Belediye Başkanı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Başkanı İbrahim Falla ve ben konuşmacılar arasındaydık. Değişik uluslardan yüzlerce kişinin izlediği panel çok başarılı ve öğreticiydi. Ben İngilizce bir konuşma yaparak, giderek kentleşen dünyamızda, demokrasi, ve katılımcılığın ancak barışla ve çok kültürlülüğe saygı gösteren bir çeşitlilik anlayışıyla sağlanabileceğini savundum. Türkiye tarihinden, Hacı Bektaş'ın hoşgörüsünden, 10 yüzyıl dan itibaren Anadolu’ya gelen Türk kavimlerinin her dini, her dili ve her ırkı kabul eden ve hepsinin önüne "insan olmayı" koyan ve imparatorluk kuran müthiş felsefesinden, Alevi kültüründen söz ettim ve konuşmamın sonunda "Şu anda Güneydoğu dağlarında Türk askerleri ve Kürtler birbirini öldürürken bile, İstanbul ya da diğer kentlerde bir Türk Kürt ayrımı ve kavgası çıkmıyor. İnsanlar beraber eğleniyor, beraber dertleniyor. İşte bu, hükümetlerin bütün yanlışlarına rağmen, halkın yüzyıllar boyu yaşattığı kardeşlik ve çok kültürlülük duygusunun sonucudur." dedim. Dünya, Türkiye deneyinden büyük sonuçlar çıkarabilirdi Çünkü bir halkın, çeşitliliğe imkan tanıyan kültürü, yönetimlerin yanlışlarından daha önemliydi ve toplumu koruyordu. Tahmin edeceğiniz gibi bu görüş epey ilgi uyandırdı ve daha sonra bir çok batı gazetesiyle bu konuyu işleyen görüşmeler yaptık.
AKŞAM
Öğleden sonra Lütfi Kırdar salonunda Genel Direktörümüz Federico Mayor'un basın toplantısına katıldıktan sonra, Bayan Cardoso, Mayor, Maria Del Mar Bonet, El Pais gazetesinin kurucularından Vidal - Beneyto ve çeşitli uluslardan 20 önemli kişi (ve tabii Bayan Cardoso'nun Brezilyalı ve Türk korumaları) Çırağan'dan bir balıkçı teknesine bindik. Boğaziçinin güzelliklerine doyamayan ve batan güneşe karşı içkilerini yudumlayan bu grubun akşamı, bizim evdeki yemek ve Maria'yla birlikte verdiğimiz mini konserle sonuçlandı. Doğrusu bu grup Türkiye'den iyi duygularla ve olumlu izlenimlerle ayrılıyor. Önemli olan da bu!
