Türkiye’de sık sık halkın hangi kuruma güvendiğini soran anketler yayınlanır. Bu anketlerde genellikle ordu en güvenilen kurum olarak belirir. Bazen kişiler bulunduktan makamın kredisini yükseltirler. Mesela Sayın Ahmet Necdet Sezer, halkın gözünde Cumhurbaşkanlığı makamına duyulan güveni artırmıştır.Anketlerde en alt sırada siyasetçiler çıkar. Sütten ağzı yanmış olan halk, haklı olarak ayranı üfleyerek içmekte ve siyasetçilere güvenmemektedir. Buraya kadar her şey anlaşılabilir. Benim sık sık aklıma takılan ve merak ettiğim şey ise halkın halka ne kadar güvendiği. Acaba böyle bir soru sorulsa sonuç ne olur? Eğer samimi cevap verilirse halk, en aşağıda yer alır fikrindeyim. Çünkü halk halka güvenmez. Çoğunluğu göz önüne alırsanız pek haksız da sayılmaz doğrusu. Çünkü eğer İstanbul yağmalanmışsa ve yüzde 80’i kaçak yapı ise bu suçu işleyen milyonlarca insan var demektir. Gelmiş hazine arazisini yağmalamış, üzerine korkunç yapılar dikmiş, oradan rant elde etmeye çalışıyor. Şimdi bu adam suçlu değil mi? Ormanları kesip bina yapıp satmış. Suçlu değil mi? Kazancının vergisini devlete vermemek için her türlü dolabı çevirmiş. Suçlu değil mi? En ufak sallantıda yıkılan binalar yapmış. Suçlu değil mi? Trafikte deli gibi araba kullanmış ve birçok canın yanmasına sebep olmuş. Suçlu değil mi? Rüşvet almış. Suçlu değil mi? Hadi diyelim ki namuslu bir yurttaş bu suçlardan hiçbirini işlemedi, hep düzgün yaşadı. Ama eğer bu ülkede darbeler yapılır, aydınlar tutuklanır, özgürlükler ayaklar altına alınır ve bir takım demokratlar acı çekerken sesini çıkarmayıp “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın. Gelen ağam giden paşam!” dediyse suçlu değil mi? Paul Henze’nin “Bizim çocuklar başardı!” diye övdüğü Kenan Evren ve arkadaşlarının darbesini eleştirmeyen, direnmeyen, karşı koymayan insan suçlu değil mi? Kitap toplatılmasına, şairlerin hapsedilmesine, filmlerin, müzik eserlerinin, dillerin yasaklanmasına ses çıkarmayan yurttaş suçlu değil mi? Köylülere dışkı yedirilirken sesini yükseltmeyen insan suçlu değil mi? Gazi Mahallesi’nde insanlar öldürülürken gülüp oynayan ve hayatın tadını çıkaran insan suçlu değil mi? Demirel, Ecevit, Çiller, Yılmaz, Erbakan kötü de bu insanların arkasından ağzı açık ayran budalası gibi koşup kurtar bizi diye çığlık atanlar daha mı iyi? Şimdi yerden yere vurduktan bu kişilerle ilgili en ufak bir eleştiri dahi duymak istemeden körü körüne savunanlar daha mı suçsuz? İnanın; günahsız olan ilk taşı atsın kuralını uygulasanız bu ülkede taş atabilecek insanlar bulabilirsiniz ama ne yazık ki bu barbarlık döneminin sonunda onların kollarında da mecal kalmamıştır.