VATAN Gazetesi’nin manşeti haykırıyor: “Bu ülkenin sahibi yok mu?”Elcevap: Yok! Bu ülkenin sahibi yok.Çünkü bir ülkenin sahibi ne ordudur, ne siyasiler, ne devlet.Gerçek sahip halktır. Daha doğrusu halk olmalıdır.Ama ne yazık ki (gerçekten ne yazık ki) Türkiye’de halk ülkesine sahip çıkmıyor.Yalnız ülkesine değil, onuruna, ekonomisine, çocuklarına, onların geleceğine, eğitimine de sahip çıkmıyor.Kendi haklarını savunmuyor.Gelen ağam giden paşam mantığıyla gününü gün etmeye çalışıyor.Yoksa bugün manşetlere yükselen ve soruşturma konusu yapılmaya hazırlanılan doğal gaz soygunu haberleri yayınlandığı zaman bir parça tepki gösterirdi.Türkmenbaşı nın Cumhur Ersümer’e söyledikleri bugün gibi aklımızda.Türkiye’nin doğal gazı Türkmenistan’dan ucuz ucuz almak yerine, aynı gazı Ruslardan fahiş fiyatla alma ısrarı karşısında patlamış ve ülkesinde konuk ettiği Bakan’a “Türkiye’de Mesut Yılmaz ve siz, ülkenizi sevmiyorsunuz, onun çıkarlarını korumuyorsunuz!” demişti.Zehir zemberek bir laftı bu. Yenilip yutulması zordu. Ama o sırada ballı parmaklarını yalama telaşında olanlar, bu hakaretleri bir güzel sineye çekti.Ülkenin sahibi olması gereken halk da “Yahu ne oluyor?” bile demedi.Türkiye’nin en kaliteli bürokratları raporlar hazırladılar, ülkenin bu kadar doğal gaza ihtiyacı olmadığını duyurmak için çırpındılar ama sonuçta o dürüst adamlar hakkında devlet soruşturmaları açıldı ve makamlarını kaybettiler.Sonuçta ihtiyacımız kadar ucuz Türkmen gazı almak yerine, ihtiyacımızdan kat kat fazla ve misli misli pahalı Rus gazını almak zorunda bırakıldık. Hem de kullanmadığımız, kullanamayacağımız gazın parasını ödeme garantisiyle.Bütün bunlar ne için yapıldı biliyor musunuz?Üç beş kişinin cebi dolsun diye.O küçük çıkarlar için ülkenin geleceğini tehlikeye attılar.Keşke onların cebine para koyarak, soygun için Türkiye’nin geleceğini karartmalarının önüne geçebilseydik. İnanın çok daha ucuza gelirdi.Peki bütün bunlar olup biterken siz ne yaptınız?Evet, evet siz!Öyle “halk” falan gibi soyut kavramlar değil. Siz!Bu haberleri okuduğunuzda, Türkmenbaşı’nın hakaretlerini duyduğunuzda ne yaptınız?Mesut Yılmaz ve Cumhur Ersümer’den bir cevap talep ettiniz mi?Basına, Meclis’e, ilgili makamlara şikâyet mektupları yazdınız mı?Evinizdeki doğal gaz fiyatları anormal biçimde arttığında, dava açma yollarını aradınız mı?Bu işten kimin sorumlu olduğunu ciddi olarak düşünüp çevrenize anlattınız mı?Televole seyretmek yerine, bu konuları tartıştınız mı?Eğer bir partiye yakın idiyseniz, partizanlık duygularınızı yenip, suçlu olan hesap versin saydamlığına eriştiniz mi?O siyasilere oy verilmemesi için elinizden geleni yaptınız mı?Eğer bunları yapmadıysanız, şimdi ne doğal gaz fiyatından şikâyet etmeye hakkınız var, ne soygundan, ne kötü yönetimden.Bunca yılın tecrübesinden sonra artık iki kere iki dört eder kesinliğinde görebiliyorum ki; Türkiye’de halk bilinçlenmedikçe, her seçimden önce kandırılıp palamut sürüsü gibi oradan oraya akan bir sürü psikolojisinden kurtulmadıkça, bilinçli ve duyarlı yurttaşlar haline gelmedikçe kurtuluş yok.Her Musa’nın bir firavunu olduğu gibi, her saf halkın sırtından para kazanacak siyasetçiler eksik olmaz.Sözün özü: Toplum yararı kavramına saygı duymayan ve kendi adına kurnazlık yaparak yükselmeye çalışan bireylerin oluşturduğu bir halk saf demektir ve her zaman kandırılır.
