Batı’da doktora giden hastalara, bir başka doktordan ikinci bir görüş almaları öğütlenir. Yararlı bir şeydir bu. Bu yazıyı, böyle bir ikinci görüş niyetine okuyun lütfen.

Başbakan, bakanlar, belediye başkanları Van’a akın ediyor. İlk başta ne kadar doğru geliyor kulağa değil mi? Helal olsun diyorsunuz. Ama sonra düşünüyorsunuz:O can pazarında alan satanı bilmezken, enkaz atındaki insanlar kurtarılmayı bekleyerek dakikalarla yarışırken, ortada Kızılay çadırlarını kuracak eleman bile yokken bir başbakanın bölgeye gitmesi ne demektir. En az 500 polisin korumayla görevlendirilmesi, güvenlik önlemleri, kesilen yollar, hasta kurtarmak yerine bu işe ayrılan helikopterler, havaalanı protokolleri, iletişimin zar zor yürütülebildiği bir ortamda yüzlerce resmi telsizin tahsis edilmesi. Şimdi düşünelim bakalım; Başbakan Ankara’da Afet Koordinasyon Merkezi’nin başında kalsa daha iyi olmaz mıydı?

Aynı durum bakanlar için de geçerli. Güvenlikler, yakın korumalar, uzak korumalar vs.Yani fuzuli işgal.

Ana muhalefet de hemen Van’a koşmak zorunda. Çünkü gitmese “Vay, bölgeye gitmedi, rahatını bozmadı” diyecekler. Oysa bu gidişin, depremzedelere yardım etmekle yükümlü görevlileri meşgul etmekten başka ne faydası var?

Böyle bir durumda “Devlet nerede?” diye feryat edenlere verilecek cevap hazır: Devlet her zamanki gibi “kendisini ısıtan soba“ pozisyonunda. Kimseye faydası yok.

Bazı belediye başkanları “krizleri fırsata çevirme” eğitimi almış gibi. Nerede olay varsa hemen orada boy gösteriyorlar. Yardım toplayacaksan topla, göndereceksen gönder; orada ne işe yarayabilirsin ki! Kameralara poz vermekten başka.

Bir başka samimiyetsizlik de eğlence dünyasının starlarında. Hayatında sosyal sorumluluk lafını dahi duymamış, “sanat”ı (!) küp doldurma olarak gören kişiler ekranlarda, Twitter’larda melek kesiliyor. Gözyaşı, dram, gösterişli yardımlar gırla. Oysa yardım gizli yapılır, en azından reklama çevrilmez. Hele rating’e hiç çevrilmez.

Faşistlerin hiçbir insani duyguya sahip olmadıkları deprem dolayısıyla bir kez daha ortaya çıkıyor. Yoksa kendine insan sıfatını yakıştıran hangi yaratık “Oh oldu, 24 askerin öcü alındı” diyebilir.

Öte yandan Van’da ekmek 2.5 lira olmuş, karaborsa patlamış, yardım kamyonu talan edilmiş. Öyledir, bilirim. 99 depreminde Yalova’da eşini ve yeğenini göçük altından çıkarmak için çırpınan plakçıma, bir küreği motosiklet fiyatına satmışlardı. Kimse yardıma gelmediği için adamcağız o kürekle, elle, tırnakla kaza kaza ulaşmıştı eşinin ve yeğeninin cesetlerine.

Düşünüyorum düşünüyorum, bulamıyorum: Biz ne zaman bu kadar bozulduk, hangi dönemde bu kadar ahlaksız olduk? Japonya; patlamış nükleer reaktörün içine bile bile girerek, yurttaşlarının canını kurtarmak için kendi hayatlarını feda eden kahramanlar çıkarıyor; komşu komşuya, vatandaş vatandaşa evini barkını açıyor, elinde ne varsa paylaşıyor, biz ise ya gösteriş peşindeyiz, ya reklam, ya rating, ya karaborsa, ya siyasi rant. Edep yahu!