“Halkın duygusuyla birlikte hareket ettikçe hiçbir şey yanlış gitmez; bunu yitirdiğiniz zaman ise hiçbir şey başaramazsınız. Sonuçta, halkın sezgisini yoğuranlar, yasaları düzenleyen ve karar açıklayanlardan daha derinlere kök salarlar.”

Bu akılcı sözleri, yaklaşık 150 yıl önce Abraham Lincoln söylemiş.

“Halk neden hükümete güvenmiyor?” (Why People Don't Trust Government) adlı kitaptan aktarıyorum.

Abraham Lincoln, halkın duygusuna ters düşen hükümetlerin güçlü olamayacaklarını, ellerindeki bütün iktidar olanaklarına rağmen köksüzleşeceklerini görebilmiş.

Ama ne yazık ki bizim hükümetimiz bu gerçeği, 2001 yılında bile göremiyor.

Halkın desteğini yitirmiş olduğunu bilmesine rağmen, bir takım yasa maddelerinin arkasına gizlenerek, iktidar olabileceğini sanıyor.

Ama tarihinin en ağır bunalımını yaşamakta olan Türkiye ödüyor bunun bedelini.

Kasım’da mali, Şubat’ta ise siyasi nedenli iki krizle Türkiye’nin sırtını mindere yapıştırmış olmanın sorumluluğunu üstlenmiyor.

Abraham Lincoln’ü saygı değer yapan evrensel prensiplere sırtını dönüyor.

Oysa herkes gayet iyi biliyor ki, otomobili devirmiş olan sürücüyle yola devam edilemez.

★★★

Siyasi karar mekanizmasındaki tıkanıklığın nedeni gayet basit: İnat!

Bazı, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının iktidarda kalma inadının bedelini ödüyoruz.

Başbakan kalma inadı, bakanlık koltuğunu kaybetmeme inadı, istediği bürokratı tayin ettirme inadı, yönetemeyecek hale geldiğini bile bile Türkiye’nin yönetiminden vazgeçmeme inadı.

Peki bu inatlaşma ne zamana kadar sürecek?

Er ya da geç, bu işin sonu yok mu?

Hadi diyelim ki bir ay, iki ay daha hükümette kaldınız!

Ya da (mümkün değil ama) olağanüstü koşullarla bir yıl, iki yıl daha iktidarınızı sürdürdünüz.

Sonra?

Sonra nasıl olsa oradan ayrılmayacak mısınız?

Önemli olan, bu milletin hafızasında nasıl bir yer tutacağınızdır.

Ülkeye hizmet etmiş iyi niyetli insanlar olarak mı anılacaksınız, yoksa Türkiye’yi mahveden, kaç kuşağın hayatına kasteden insanlar olarak mı?

Bırakın Abraham Lincoln gibi 150 yıl sonra bile saygıyla anılmayı, eğer beş yıl sonra halkın sizden nasıl söz edeceğini düşünseniz, o koltukta oturmayı tercih etmezdiniz gibime geliyor.