Cannes’daki sinema başarısının, dikkat çekilmesi gereken bir başka özelliği daha var. Aslında bu özellik daha da şaşırtıcı. Çünkü Türkiye gibi, yüksek teknolojisi açısından birinci ligde olmayan bir ülkeden, dünya sinemasına teknik yönden liderlik etmesi beklenemez. Ama oldu. Üç Maymun’un gösteriminden sonra yabancı basın; “Eğer bu film dijital olarak çekilmişse, sinema yepyeni bir döneme giriyor!” diye yazdı. Söz ettikleri şuydu: Hani eskiden makinelere 36 pozluk filmler takar ve çektikten sonra onları banyoya verirdik ya, dünyanın her yerinde filmler bu teknikle çekiliyor. 35 mm’lik filmler kameralara takılıyor, sonra çıkarılıp ışığa gösterilmeden laboratuarlarda yıkanıyor, o negatiften de pozitif basılıyor. Kısaca böyle. Ama bu sistem çok zahmetli, film her türlü çizilmeye, bozulmaya müsait! Renk ayarlarını bile yapmak çok zor. Son yıllarda bazı yönetmenler, ham film malzemesine ihtiyaç duymadan, dijital olarak film çekme arayışına girdiler. Lars Vorn Trier’in son filmleri gibi birkaç başarılı deneme de yapıldı bu teknikle. Ama yine de çekilen filmi dev sinema ekranında seyrettiğimiz için, 35 mm’den alınan tat ve derinlik sağlanamıyor, bazı teknik aksaklıklar yaşanıyordu. Bütün bu aksaklıkları yenen ülke Türkiye oldu. Aynı zamanda üst düzey bir fotoğrafçı olan Nuri Bilge Ceylan, filmini dijital tekniğiyle “High Definition” olarak çekti. Ve Cannes’da herkese parmak ısırttı.
Bu “Türk mucizesi”ne imza atan kuruluş ise İmaj. Değerli dostum Cemal Noyan’ın büyük düşünmesi ve yıllara yayılan emeği sonucunda Türkiye, bu konudaki en iyi donanıma kavuştu. Cemal Noyan geçenlerde Tokyo’ya uçtu. Niye biliyor musunuz? Bazı çalışmalarında, dünyanın en iyi dijital görselliğini sağlayan laboratuvar ödülünü almak için. Bir Türkiye’yi gözünüzün önüne getirin, bir de Japonya’yı. Hiç bu ödülü bir Türk kuruluşunun alacağı aklınıza gelir miydi? İşte bu yüzden konunun uzmanları “Sinema yeni bir döneme giriyor!” diyorlar.
Yıllardır, sanatsal yetkinliğe ulaşmış Türk filmlerinin bile teknik olarak dünyayla yarışamadığından yakınıp dururuz. Ne de olsa soluk, beyazlaşmış, çizik çizik filmleri seyretmeye alışık bir ülkeyiz biz. Şimdi bu ülke, dünyanın en iyi dijital görselliğine imza atabiliyorsa, bu bir mucize değildir de nedir? Bravo İmaj. Bravo Cemal Noyan!
