Ali Babacan yeni bir şey söylemedi aslında. Çocukluğundan beri binlerce kez duyduğu, arkadaşlarıyla paylaştığı ve parti çevrelerinde sürekli tekrarlanan bir görüşü ağzından kaçırdı. İnsan bir düşünceyi bu kadar çok benimserse er ya da geç söylemesi kaçınılmaz olur. Türkiye’deki büyük mücadelenin temeli, Babacan’ın sözlerinde gizli. Eğer bu ülkede “Müslümanların zulüm altında inim inim inlediğine ve bir gün bu deccal rejiminin değişmesi gerektiğine inanıyorsanız” AKP’nin çekirdek kadrolarından sayılırsınız. Eğer bu görüşe katılmıyorsanız, farklı bir muhafazakâr çizgiden geliyorsunuz demektir. Arınç, Gül, Erdoğan, Babacan asıl çekirdektendir; Köksal Toptan, Vecdi Gönül gibi AKP’liler ise ikinci halkadır.
Siyasal İslâmi hareketin dayandığı başlıca ideolojik temel “Müslümanların zulüm gördüğü”ne inanmaktır. Çocukluktan beri kafaları bin bir hurafeyle doldurulmuştur. Onlara göre cumhuriyet bu ülkede ezan-ı Muhammedi sesini susturmuştur, İstiklal Mahkemeleri yüz binlerce mümini idam etmiştir, kadınların başı zorla açılmış, Frenk âdetleri geçerli kılınmıştır. Bol bol Necip Fazıl okuyup gözyaşı döker ve bu zulümden kurtulacakları günü beklerler. Bu arada da fırsat buldukça Maraş’ta, Çorum’da Sivas’ta Alevi katlederler. Ama Müslümanlara ne zaman zulüm yapıldığını sorduğunuzda dişe dokunur bir cevap veremezler. Ben bu soruyu 1994 yılında bir televizyon açık oturumunda Tayyip Erdoğan’a sorarak başlamıştım işe. Elbette doyurucu bir cevap gelmemişti. Daha sonra önüme gelenle bu konuyu tartıştım, yüzlerce kez yazıp çizdim, inanın daha bu konuda cevap verebilene rastlamadım. Çünkü ben inançlarını serbestçe yaşayan, namaz kılan, oruç tutan, hacca giden bir aileden geliyorum. İlkokula başlamadan önce Kuran kursuna gönderilmiş bir savcı çocuğuyum. Bu yüzden, dine sırtını dönmüş bir avuç elit aileden gelip de şimdi AKP’ye yağ çekmek sevdasında olan, nedamet gözyaşları döken aydın züppe elitlerden değilim. Bu insanları tanıyorum, niyetlerini biliyorum. Bunlar iyi yetişmiş birer Müslüman bile değildirler. Baksanıza en yetkili ağızları “akl-ı selim sahibi adamlar” diyecek yerde “aklı selim adamlar” diyor. Demek ki bilgi yok ama karine de yok. Dinle ve onun gerektirdiği dille uğraşmış olan bir kişi; böyle bir hata yapabilir mi? Demek ki terkip formunu hiç duymamış. Genç yaşta kafayı para kazanmaya ve siyasete taktıkları için kitap sayfası çevirmemişler.
Bu tartışmaların canımı sıkan tarafı bu kadar geç kalınmış olması. Kimse kusura bakmasın ama biz AKP’ye bu temel soruları yöneltirken, birileri (özellikle de eski solcular) bu partiye alkış tutmakla, liderlerini dahi ilan etmekle meşguldü. Bu yüzden de temel ideolojik tartışma ertelendi. Hiç olmazsa Babacan’ın sözlerinden sonra iş bir iki manşetle geçiştirilmese de “Müslüman’a zulüm” meselesi enine boyuna tartışılsa.
