BU köşenin okurları, benden bir futbol yazısı beklemiyordur sanırım.
Çünkü pek anlamadığım bu konuda kalem oynatmanın bana düşmediğini bilirler.
Ne var ki izlediğim ABD - İran maçı, farklı gözlemlere olanak tanıyacak kadar dramatikti.
Bu yüzden izninizle birkaç izlenim sıralıyorum.
★★★
• 19 yıldır gerginlik yaşayan Amerika ve İran arasındaki maç, Avrupa takımlarının hiçbir politik anlam taşımayan maçlarındaki kadar sert geçmedi.
Hem futbolcular kurallara uydu hem de taraftarlar.
Bu açıdan bakınca, İngiliz hooliganların ya da Alman dazlakların şımarıklığı daha da bağışlanmaz hale geliyor.
• Maç boyunca İranlı futbolcuların dini bir gösteri yaptığına tanık olmadım. Oysa Amerikalı futbolcu göğe bakarak, nemli gözlerle istavroz çıkarıyordu (haç işareti yapıyordu).
• Maç biter bitmez Amerikan CNN televizyonunu izledim. Amerika'nın yenilgisini gayet neşeli bir tutumla duyurdular. Ne ah, vah ettiler, ne yenilgiyi hakem hatasına bağladılar ne de şanssızlıktan dem vurdular.
• Lyon'dan yorum yapan CNN muhabiri, yalnız maç sonucunu vermedi. Çok akıcı bir dille (yani ılımlı diye insanı veren etmeden) İran'ın siyasi durumunu ve bu maçın olası etkilerini de özetleyiverdi.
• Tribünlerde İranlılar, iktidar ve sürgündeki muhalefet yanlıları olarak ikiye bölündü. Bir halkın ulusal bir maçta birleşememesi hazindi, ama yine de bu iki grup arasında vahşet yaşanmadı.
• Maçtan sonra aklıma takıldı! Acaba, takımlarını dünya kupası platformuna yükselten ve Amerika'yı yenen İranlı futbolcular bizimkiler gibi milyonlarca dolar transfer ücreti alıyor muydu?
• Bu maç, Amerika'da sakin bir tavırla değerlendirilirken İran'da topyekün duygu patlamalarına yol açtı.
Bunu hem Anglo - sakson soğukkanlılığı ve Ortadoğu heyecanıyla açıklamak mümkün hem de İran'ın uluslararası prestij açlığıyla.
• Şu ana kadar verilen haberler, milyonlarca İranlının sevinç içinde sokağa döküldüğü kutlamalarda ateş edildiğinden söz etmiyor. Ölen ya da yaralanan yok! Ne garip değil mi?
• İran yıllardan beri ilk kez, dünya basınında olumlu yönleriyle ele alınıyor. Bu imaj değişikliğini politikacılarına değil, Cannes festivalinde Altın Palmiye kazanan sinemacılarına ve sporcularına borçlu. Acaba bu durum, bir şey anlatıyor mu?
• Maçtan sonra Lyon sokaklarına yayılan kutlamalara, yüzlerini Amerikan bayrağı renklerine boyamış Amerikalılar da katıldı. Irk ayrımının acı hatıralarıyla yaralı bir ülkeden ne güzel bir jest.
• Maç sırasında bizim aile İran takımını tuttu. Ne de olsa horlanan ülkeler arasında, Batıya karşı dayanışma duygusu oluşuyor.
• Bu maç, İranlıların, bizim taktığımız isimle hiç de Acemi olmadıklarını göstermiş oldu.
