İLK gençlikte romanların sarhoş edici dünyasına da-larak, Alaska'dan Hidnis-tan'a, Küba'dan Afrika'ya, Sibirya'dan Kamçatka'ya uzanan binbir serüvenin heyecanına kapılanlar, dün-yada bununla karşılaştırıla-bilecek çok az zevk olduğu-nu bilirler.

Mançalı "huysuz ihtiyar" Don Kişot'un, kitaplardaki dünyayla, gerçek dünyaya yer değiştiren hayal gücü-nün soluğunu hissetmişler-dir mutlaka.

Rosinante'nin sırtında rüzgara meydan okmuşlar-dır.

Bu tutkuya kapılanlar, "bala düş-müş sinek" gibi, ömürlerinin sonuna kadar kitap okumayı bırakamazlar.

Benim için kitap tutkunluğu, siga-ra tiryakiliğinden ve diğer alışkanlık türlerinden daha baskındır.

***

SON yıllarda bilgisayar teknolojisi-nin ve televizyon - video olanakları-nın gelişmesi, kitaba duyulan ilginin azaldığı tahminlerine yol açıyor.

Gençler zamanlarının çoğunu, is-ter bilgisayar olsun ister televizyon, ekran karşısında geçiriyor artık.

Acaba edebiyatın sonu mu geli-yor?

Roman türü tarihe mi karışacak?

Geçenlerde romancı Naipaul bile bu kötümser tahmine katılmıyor muydu?

***

BENCE yanılıyorlar.

Romanın yerini hiçbir sanat dalı tutamaz.

Çünkü roman insan ruhunu didik didik etmenin en gelişmiş biçimi.

Ne sinema ulaşabilir o derinliğe, ne müzik, ne resim!

***

TARİH bize olayların kaba çizgileri-ni anlatıyor; romanlar ise etten kemikten yaratılmış insanların duygusal dünya-sını, yaşadıklarını, hırsları-nı, öfkelerini, sevdalarını betimlemekte.

***

AYN Rand'ın "We The Li-ving" kitabı geçti elime.

(Türkçe basımı: Yaşa-mak İstiyorum, Gülten Su-veren çevirisi, Altın Kitap-lar)

Bir solukta okuyup bitir-dim ve epey heyecanlan-dım doğrusu.

Ayn Rand 1905'te Rus-ya'da doğan, Ekim Devri-mi'nin fırtınaları içinde büyüyen, Le-ningrad Üniversitesi'ni bitirdikten sonra 1926'da Amerika'ya göçeden çok önemli bir yazar.

Onun romanında, ilk kez 1917 ih-tilalinin ne demek olduğunu, yaşa-mın nasıl kökten değiştiğini ve bu sistemi 70 yıl sonra yıkacak olan to-humların nasıl daha ilk yıllarda atıl-mış olduğunu kavradım.

Şolohov bize devrimin kırdaki etki-lerini anlatmıştı. (Don Nehri Durgun Akar!).

Ayn Rand, Leningrad'ı, kenti, üni-versite ortamı, karaborsacıları, parti gençliğini, proletaryayı, devrim-cileri, halden düşmüş aristokratları anlatıyor.

Leo ve Andrei adlı iki genç adamın aşkı arasına sıkışıp kalan Kira'nın, o soylu ve güzel genç kızın hikayesini okurken, yüzyılımızı sarsmış olan ih-tilalin en yetkin belgesine ulaşıyor-sunuz.

Nasıl 19. yüzyıl Fransa'sını anla-mak için Balzac'tan daha derin bir kaynak bulamazsanız, Rus ihtilali-nin ne demek olduğunu da Ayn Rand'ı okumadan kavrayamazsınız.

Büyük klasikler tadında, olağanüs-tü bir kitap!