Ege’nin iki yakasında Türk-Yunan dostluğu konusunda çok şey yapıldı. Kültür, sanat, siyaset, ticaret alanlarında birçok insan, bu çok gerekli ve doğru amaç uğrunda çaba gösterdi. Bunlardan birisi de İsmail Cem. Cem’in Yorgo Papandreu ile birlikte geliştirdiği dostluk politikası yalnız Türkiye ve Yunanistan’da değil, dünyada da çok yankılandı. Şimdi bu çabaları ve karşılaşılan zorlukları bir kitapta, derli toplu görme olanağına kavuşuyoruz. Değerli dostum İsmail Cem, 1997-2002 yılları arasındaki gözlemlerini ve deneyimlerini, “Türkiye Avrupa Avrasya” adlı kapsamlı çalışmasının birinci cildi olan “Strateji, Yunanistan, Kıbrıs” kitabında bizlere aktarıyor. Kitabın “Strateji” başlığını taşıyan birinci bölümü Türk dış siyasetinin dününü ve bugününü anlamak açısından önemli. Bu bölümde Cem, geleneksel Türk dış siyaset anlayışını eleştirel bir yaklaşımla inceliyor. Cem’in geleneksel dış siyaset anlayışına başlıca ve en önemli eleştirisi, bu anlayışın bir tarih ve kültür bilincinden yoksun oluşu. Bu anlayışa alternatif olarak önyargılardan, komplekslerden arınmış yeni bir tarih ve kültür anlayışı öneriyor. Yaşadığımız bölgede var olmuş bütün uygarlıkları hem birbirleri ile hem de günümüz Türkiyesi ile uzlaştırmamız gerektiğinin altını çiziyor. Cem’in sözleri şöyle: “Ne İyon, Truva, Bizans, Selçuk medeniyetleri bizim yabancımızdır, ne de Osmanlı medeniyeti Türkiye Cumhuriyeti’nin yabancısıdır.” Kitaptaki bir önemli tez de Osmanlı kültür ve medeniyetinin Avrupa’dan bağımsız olarak düşünülemeyeceği ve Osmanlı Devleti’nin birçok yönüyle Avrupalı olduğu. Cem’e göre ancak ve ancak kendi kültürel ve tarihsel birikimimize ve kimliğimize sahip çıkarak Avrupa’nın bir parçası olabiliriz. Kültürümüzün hem Doğu, hem de Batı medeniyetlerinden unsurlar barındırması bizim ayrıcalığımız ve zenginliğimizdir.

Bu köşeyi izleyenler yıllardan beri yazdığım görüşlerle İsmail Cem’in tezlerinin örtüştüğünü, büyük ölçüde buluştuğunu kolayca görebilirler. Çünkü gerçek bütün görkemiyle ortada. Türkiye’de yaşayıp da olayları başka türlü yorumlamak mümkün değil. İsmail Cem de hem metot hem de içerik olarak olaylara doğru bir perspektiften bakmayı biliyor. Bu kitabıyla yakın dönem Türk dış siyasetine ışık tutmakla kalmıyor, 21. yüzyıl Türkiye’si için yeni bir vizyon sunuyor. Böylece Türkiye’deki düşünce hayatına değerli bir katkı yapıyor. Aziz dostuma geçmiş olsun diyor, bir an önce sağlığına kavuşup dönmesini diliyorum.