HANI meşhur bir telefon oyunu vardır: İnsanlar yan yana oturur ve grubun başındaki, yanındakinin kulağına bir cümle fısıldar.
O da yanındakine fısıldar duyduğunu.
Bu iş zincirleme sürüp gider.
En sondaki, duyduğu cümleyi yüksek sesle tekrarlar ve herkes cümlenin ne kadar değişmiş olduğunu görüp kahkahalarla güler.
İşin kuralı budur ve hiç bozulmaz.
Kulaktan kulağa aktarılıp da değişmeyen bir cümleye rastlanmamıştır daha.
Diyelim ki en baştaki oyuncu, arkadaşının kulağına "İstanbul'a gidiyorum!" cümlesini fısıldamış olsun.
Bu cümle değişe değişe ilerler ve en sondaki ayağa kalkıp "Fistanlar giyiyorum!" dediğinde herkes basar kahkahayı.
★★★
DÜN Hürriyet'te Yavuz Gökmen'in sütununu okuyunca aklıma bu telefon oyunu geldi.
Yazıda **Deniz Baykal, Mesut Yılmaz, Yaşar Kemal** ve **Zülfü Livaneli** adları geçiyordu ama bunu Yavuz'a aktaranlar işi öyle çorbaya çevirmişlerdi ki gerçekle, yazıya dökülenler arasında hiçbir ilinti kalmamıştı.
Eğlenceli tarafından ele alırsanız, buna da gülünebilir elbette.
Ama bir de ciddi yönü var.
Bir başbakanı, parti genel başkanını ve üçüncü şahısları ilgilendiren böyle bir dedikodu, yazılmadan önce sorulsa daha iyi olmaz mıydı?
Hiç olmazsa "İstanbul'a gidiyorum!" cümlesi "Fistanlar giyiyorum!"a dönüşmemiş olurdu.
★★★
BÜTÜN dedikodular bu kadar masum olmuyor elbette.
Basınımızı saran heyecan fırtınaları çoğu zaman yanlış anlamalardan, yanlış aktarmalardan kaynaklanıyor.
Manşetlere tırmanan dedikodularla bir hafta hop oturup hop kalkıyoruz ve sonra silinip gidiyor her şey.
İzi bile kalmıyor.
Kimse de kalkıp "Yahu neymiş bu işin aslı astarı?" diye sorma gereğini duymuyor.
**Şemdin Sakık** fırtınasını hatırlayın.
Ne ifadeler, ne dehşetengiz açıklamalar, ne suçlamalar yapıldı, ne cadı kazanları kaynatıldı.
Suikastlar bile düzenlendi bu ifadeler yüzünden.
**Olof Palme** cinayetiyle ilgili açıklamalar, dünya basınında yankılandı.
Sonra?
Sonra birden dindi fırtına.
İfadelerin doğru olmadığı ve bu iddiaları kimin sızdırdığının bilinmediği açıklandı.
Onca manşet, onca heyecan, kavga gürültü duruluverdi.
Ve konu Türkiye'nin belleğinden silinip gitti.
Garip değil mi?
