Sayın Sezer'in Cumhurbaşkanlığına
aday olduğu zaman Anayasa Mah-
kemesi Başkanlığı'ından istifa et-
mesi gerektiğini, aksi halde bu adaylığın anaya-
saya aykırı sayılacağını söyleyenler var.
Ve bu korunun sesi gittikçe daha fazla çıkıyor.
Eğer bu konu teamül, sağduyu, şıklık vb. gi-
bi nisbeten subjektif açılardan ele alınsa, "yoru-
ma bağlı!" der geçersiniz.
Ama bu adaylığın anayasa açısından geçer-
siz olduğunu söylemek, çok ciddi bir iddia.
Acaba ne derece doğru?
Bu konuda savunma yapacak kişiler, sa-
yın Sezer'in hiç bir makama talip olma-
dığını, hiç kimseye başvuru yapmadığını söyle-
yebilir.
Ama yine de adaylık söz konusu.
Adaylık gerçekleştiğine göre, kendisinin başvu-
rup vurmaması o kadar büyük bir önem taşımıyor.
Çünkü milletvekilliğine başvurmadığı halde, parti
başkanı tarafından kontenjan adayı gösterilen gö-
revlilere de istifa yükümlülüğü getirilmiş.
Bu nedenle, sayın Sezer'in başvurup baş-
vurmamış olması büyük önem taşımıyor.
Ama daha önemli bir karışıklık var ortada.
Anayasanın 101. maddesi şöyle diyor:
"Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisin-
ce kırk yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yap-
mış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletve-
kili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları
arasından yedi yıllık bir süre için seçilir."
O zaman "milletvekili seçilme yeterlili-
ği" kilit tanım olarak ortaya çıkıyor.
Anayasanın konuyla ilgili 76. maddesinin
başlığı şöyle: "Milletvekili seçilme yeterlili-
ği" "Yeterlilik" tanımı akla ilk bakışta, Türk va-
tandaşlığı, yüz kızartıcı suç işlememek gibi "bazı
vasıfları haiz olmak" kavramını getiriyor.
Ve bunun içine istifa girmiyor.
Çünkü adaylık sürecinde görevinden istifa
etmiş olmak, bir yeterlilik durumu değil, olsa ol-
sa bir usulü yerine getirmektir.
Ama Anayasa, istifa etmeyi de diğer koşullar-
la bir araya yani yeterlilik başlığı altına koymuş.
76. madde, kamu görevlileri için şöyle diyor:
"... görevlerinden çekilmedikçe aday ola-
mazlar ve milletvekili seçilemezler.'
Galiba karışıklık, Anayasanın yazılış dilin-
den ve biçiminden kaynaklanmakta.
Eğer milletvekili seçilme yeterliliğini ve
usullerini ayrı maddeler ya da ayrı bendler-
de toplasalardı hiç sorun çıkmayacaktı.
Sayın Sezer, milletvekili seçilme yeterliliğine
sahip ama usullerine uymamış bir kişi olarak
görülecekti.
Zaten anayasanın, cumhurbaşkanını doğrudan
ilgilendiren maddesi de usulü değil, yeterliliği arıyor.
Ama yeterliliğe yol açan vasıfların ve usulle-
rin aynı başlık altında toplanmış olması ortaya
çok tartışmalı bir durum çıkarıyor.
Bence bu işin ruhu bakımından Sezer
haklı: Yani milletvekili seçilme yeterliliği-
ne sahip.
Ama anayasanın yazılış şekli; bir usul mese-
lesini yeterlilik başlığı altında topladığı için sorun
yaratıyor.
Biz bir hukuk adamının Çankaya köşkü-
ne oturmasını, Türkiye'de "hukukun
üstünlüğü" döneminin sembolik başlangıcı
olarak görüyoruz.
Ve yeni cumhurbaşkanının o koltuğa hukuksal
tartışmalar içinde oturmasını doğru bulmuyoruz.
Konunun en büyük otoritesi olan Anaya-
sa Mahkemesi Başkanı keşke yazılı ya da
sözlü bir açıklamayla hepimizi aydınlatsa...
