Stockholm İsveç’te Türk televizyon kanallarının izleniyor oluşu, insanı ister istemez ilginç kıyaslamalara götürüyor. Dünyadaki imajlarına göre İsveç özgür aşkı, Türkiye de muhafazakar bir namus anlayışımı temsil eder. Oysa görüntü bunun tam tersi. Televizyon yayınları kıyaslandığında, İsveçliler bizim yanımızda epeyce masum kalıyor. 10 yıl içinde iki ülke de değişti. Ama bu değişmenin okları ters yönleri işaretliyor. Türkiye bir cinsellik patlaması yaşarken “özgür seks ülkesi” imajını silmeye gayret ediyor. Bizim paralı ve görgüsüz kesimin havuz başı partilerinde, diskolarda sergilediği vıcık vıcık görüntülere İsveç’de rastlamak mümkün değil. Bu konuda topyekûn bir seferberlik var: İsveç kızlarının yiten onurunu geri getirmek için yeni önlemler almışlar. Eskiden Stockholm’ün ünlü gece kulüpleri olan Chat Noir ve Seksorama’da sahnede çiftler sevişir ve bunu da kadınlı erkekli müşteriler seyrederdi. Son yıllarda bu gösteriler yasaklanmış, kulüpler kapanmış. Porno ticareti, yasa dışı alana kayıp, suç örgütlerinin gölgeli dünyasına sığınmış. İsveç Avrupa’nın en kapalı toplumlarından biri haline gelmiş.
Aslına bakarsanız İsveç 70’lerde yaşadığı bir aşırılıktan sonra köklerine geri dönüyor. Çünkü bu ülke geçmişte de muhafazakar bir ahlak anlayışının egemen olduğu bir toplumdu. Bugünlerde gösterime sunulan “Kodisbellan” adlı harika film, İsveçliler’in 1920’ler ve 1930’lardaki halini gösteriyor. O yıllarda İsveç’te doğum kontrol araçlarını kullanmak parlamento kararıyla yasaklanmış. Bu konuda işçilerce düzenlenen bir toplantıda korunma yöntemleri tavsiye edildiği için, bu toplantı polis tarafından basılıyor, içerdekiler dövülüyor ve konuşmacı tutuklanıyor. Yasadışı yollardan koruyucu dağıtanlar kovuşturuluyor ve ağır suçlu muamelesi görüyor. Bu toplum 70’li yıllarda bir değişime uğradı ve dünyadaki “özgür seks ülkesi” imajıma yol açan gelişmeler yaşandı. İngmar Bergman’ın filmleri bile başlangıçta değişik bir seks anlayışını yansıttığı için ünlenmişti. Şimdi bütün çabaların, toplumu tekrar eski haline döndürmek ve dünyadaki imajı silmek. Bu konuda epeyce yol katetmişler.
Türkiye ise İsveç’in 70’lerde yaşadığı bir patlamanın içinde. TV kanallarında cinsel özgürlük, batılı yaşam biçiminin vazgeçilmez bir ögesi olarak algılanıyor. Ama bu sadece küçük bir çevre için geçerli. Anadolu’da hala bekaretinden kuşkulanılan genç kızların, aile meclisi kararıyla öldürüldüğü bir geleneğin üzerine, böyle yayınları monte etmek ne derece sağlıklıdır bilemiyorum.
