ERGÜN içinizi karartacak yazılar
yazmak zorunda değiliz ya!
Bazen de yüreğinizde bahar yelleri
estirecek yazılarda buluşalım.
Sevgili dostum Ali Kırca bu yüzden yeni
yayınlanan kitap - kasetine "Şimdi İyi Ha-
berleri Veriyoruz" başlığını uygun gör-
müş.
Onca cinayet, kaza, ölüm, yangın ve
politika felaketinden sonra böyle bir ferah-
lamaya ihtiyaç var doğrusu.
***
Yer: Oxford Sheldonian Tiyatrosu
Orkestra: Oxford Kent Orkestrası
Solist: Verda Erman
Şef: Cem Mansur
26 Ocak akşamı, Oxford kenti, Sibir-
ya'dan vuran kuzey rüzgarlarıyla donar-
ken Sheldonain Tiyatrosunu dolduran
yüzlerce İngiliz dinleyici Türkiye'nin yetiş-
tirdiği iki büyük sanatçıyı alkışlıyor.
Hem de avuçları patlayana kadar.
Dinleyicilerin hemen hepsi dinledikleri
müziği partisyonlarıyla takip edecek kadar
bilgili.
Dünyaca ünlü solistleri dinlemişler.
Ve bu akşam piyanosunun başında bir
Hitit tanrıçası gibi devleşen Verda Er-
man'ın "sakin enerjisi" ile büyüleniyor ve
Rachmaninov'un 2. piyano konçertosunu
çalan bu uluslararası Türk sanatçısının kar-
şısında saygıyla eğiliyorlar.
Oxford Kent Orkestrasının sürekli şefi
Cem Mansur, orkestrasıyla bütünleşerek
Haçaturyan ve Elgar çaldırıyor.
Piyano konçertosu sırasında piyanist
Verda Erman'la, şef Cem Mansur bazen
göz göze geliyorlar.
Bu kısacık müzikal alış veriş ve birlikte
yarattıkları görkem yüreğimi kamaştırıyor.
Yanyana oturduğumuz Büyükelçi Öz-
dem Sanberk: "Demek ki neler yapılabili-
yor" diyor. "Gereksiz işlerle uğraşılmasa
neler başarılabilir."
***
26 Ocak akşamı Türk televizyonlarının
Sheldonian Tiyatrosunda olmasını ve bu
görkemli geceyi, milyonlarca seyirciye ak-
tarmasını isterdim.
Belki o zaman bizim insanımız, bütün ba-
tının "Türk düşmanı" olmadığını ve iki bü-
yük Türk sanatçısını avuçları patlayana ka-
dar alkışladığını görme şansına kavuşurdu.
Batının, işini dünya çapında yapan Türk
sanatçılarıyla bir alıp veremediği yok.
Batı, Mevlana'ya, Mimar Sinan'a, İt-
ri'ye, Yunus Emre'ye, Dede Efendi'ye,
Nasrettin Hoca'ya saygısızlık etmiyor.
Batı, Nazım Hikmet'i, Yaşar Kemal'i
bağrına basıyor.
Bazı batı kurumları, Türkiye'deki insan
hakları ihlallerini ve işkenceleri gündeme
getirdiği zaman da kızmayıp, kendi hatala-
rımızı düşünmemiz gerekiyor.
Çünkü Türkiye'yi, yani bizi işkenceciler
ve postal suratlı bazı politikacılar değil,
büyük kültür ve sanat adamlarımız temsil
etmekte.
Ve biz bu zenginliğimizle övünüyoruz.
KOALİSYON
Sheldonian Tiyatrosundaki konserin te-
levizyonda yayınlanması, belki politik
krizlerimize de bir çözüm getirebilirdi.
Piyano çalan kadın solistle, erkek şefin
aralarındaki uyum ve dengeli müzik koa-
lisyonu, bir çok kişiye esin kaynağı olabi-
lirdi.
Ne var ki bütün fark, bu iki kişinin kon-
çertonun iyi icra edilmesi ve armoni gibi
bir kaygıları olmasında.
Böyle bir kaygı, onları uyumlu davran-
maya zorluyordu.
Yoksa genel uyumu düşünmeden, sade-
ce kendilerini göstermeye çalışsalardı,
konçerto bir köçekçeye dönerdi.
Hem de bizim her gün dinlemek zorun-
da bırakıldığımız tatsız bir Ankara köçek-
çesine.
