Siz sevgili okurlarımdan biraz izin istiyorum. Kısa bir süre yazılarıma ara vereceğim. Bunun bir nedeni New York Üniveristesi’nde bir panele davet edilmiş olmam. Bir nedeni de içimdeki yıpranma. Ben nedense yazılarımı soğukkanlı, profesyonel bir biçimde, yazıyla arama bir masafe koyarak yazamıyorum. Kişisel hiçbir derdim olmadığı dönemlerde bile (ki çok azdır bu dönemler) Türkiye’deki aksaklıklar, insan ve hayvan hakları ihlalleri, doğa katliamı beni yatağa düşürecek kadar etkiliyor. Bunu zaten okurlarım da biliyor ve mesajlarında sık sık bu durumun farkında olduklarını belirtiyorlar. Ama elimden başka türlüsü gelmiyor. Bir bakıyorsunuz; bunca yazıya çiziye, bilinçlendirme çabasına rağmen bir aile öz kızını kıtır kıtır kesiyor. Bir takım adamlar çıkmış, sinsi sinsi Cumhuriyet’in altını oymak için uğraşıyor. Kalitesizlik kaliteyi kovuyor. Toprağımız zehirli, sebzelerimiz ilaçlı, havamız kirli, şehirlerimiz çirkin. Ekranlarımız çıtayı ne kadar aşağı düşürürüz yarışında. “Elit” çevrelerimiz bükemedeği bileği öperek arabesk karşısında saygı duruşunda. Liseli gençlerimiz birbirini bıçaklıyor. Siyaset dünyamız kişisel çıkarlar ve ihtiraslar üstüne kurulu. Amerikan mafya filmlerindeki gibi iki çete kendi arasında şehri ikiye bölüyor ve diğer çeteleri yok etmek için el altından anlaşıyor. Görünüşte de kavga edermiş gibi yapıyor. Televizyon haberlerini açıyorsunuz: Ardı ardına on felaket haberi. Bir de bu duruma hiç aldırmadan kendilerini Paris’te New York’ta yaşıyormuş farzeden ve gününü gün eden takımı. Ben bunlara dayanamıyorum. Bu yüzden sizden kısa bir süre izin istiyorum. Hem ben biraz kendime geleyim hem de siz benim her günkü eleştirilerimden uzak biraz başınızı dinleyin.
