Geçen hafta Cumhurbaşkanlığı adaylığını geri çeken ama Mayıs 2007’de Başbakan ya da Dışişleri bakanı olmasına büyük bir olasılık tanınan Jack Lang Fransız politikası ve medyasında çok etkili bir şahsiyettir. On yıl Kültür Bakanlığı daha sonra da Milli Eğitim Bakanlığı yapmıştır. Bugün bütün dünyada kutlanan Müzik Bayramı’nın yaratıcısıdır. Jack Lang bugünlerde çok rahatsız ve kaygılarını paylaşmak için Paris Havaalanı’ndan aradı; Venedik’e gitmek üzereydi ama benim aracılığımla Türkiye’ye düşüncelerini iletmek istiyordu. Dedi ki: “Sizlerin; yani Türk dostlarımın bilmesini istiyorum ki Fransız halkının çoğunluğu parlamentodan çıkan bu karara karşı. Fransız basını, aydın çevreleri, üniversiteleri de öyle. Karar parlamentodan cılız bir katılımla çıktı. Bunun da sebebi küçük düşünen, küçük oynayan siyasetçiler. Sosyalist Parti Başkanı François Holland’ın tek başına aldığı bir karar bu. Ve sadece yaklaşan seçimlerdeki Ermeni oyları düşünülerek alındı.” Bu arada belirtmeliyim ki Jack Lang da Sosyalist Parti’nin ileri gelenlerinden, partinin “filleri” diye anılan az sayıdaki ağır toplarından birisi. Bu partinin Cumhurbaşkanı aday adaylarından birisiydi ama geçen hafta çekildi. Cumhurbaşkanı olması ihtimali çok yüksek görülen Segolen Royal ise Holland’ın eşi. Jack Lang geçenlerde Fransa Parlamentosu’nda aynı konudaki tasarının engellenmesinde büyük bir rol oynadı. Hem basın kampanyası yaptı hem de politik alanda çalıştı. Ve sonunda tasarıyı engellemeyi başardı. Lang bu sefer de ağırlığını koydu. Fransız televizyonları ve gazetelerinde sürekli olarak bu yasa tasarısını eleştirdi, kendisinin gidip büyük bir onurla “ret” oyu vereceğini açıkladı ve diğer milletvekillerini de böyle davranmaya çağırdı ama bu kez başaramadı. Yasa Fransa Meclisi’nden gülünç sayılacak bir katılımla geçti. Bu yüzden ne meclisi temsil ediyor, ne Fransız halkını, ne de medyasını. Lang’ın sözlerine devam edelim: “Bu karara imza atan siyasetçilerde cesaret eksik. Seçim kaygıları ilkelerinin üstüne çıkıyor. Altı yıl önce Fransa Parlemontosu’ndan Ermeni Soykırımı’nı tanıma yasası çıkarken ben Meclis Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı’ydım ve bu yasanın çıkmasına destek vermiştim. Çünkü harp yıllarında acı çeken insanların acılarının tanınmasını istiyordum. Ama şimdi durum değişik. Yeni yasa kabul edilemez. Çünkü her şeyden önce Fransız Anayasası’na aykırı ve bu açıdan yaralı ve netameli bir yasa. Fransız İhtilali’nden bu yana gelen bütün prensiplere aykırı. Evet: Anayasa’ya göre ifade özgürlüğü bazı hallerde kısıtlanabilir. Mesela ırkçılık Anayasa’nın başka bazı maddelerine göre yasaktır. Yahudi soykırımı olmadı demek de öyle. Ama buradaki ince nokta bu soykırımın Nürnberg Mahkemesi kararlarıyla kesinleşmiş olmasıdır. 1915 olayları konusunda hiçbir yerde böyle niteleyici bir mahkeme kararı yok. Bu yasa işlerlik kazanmayacak; hiç sanmıyorum ama çıksa bile Anayasa Mahkemesi tarafından kesinlikle iptal edilir.” Bir ayrıntıyı daha belirteyim: Jack Lang güçlü bir kamu hukuku profesörüdür. Lang’ın sözlerine devam ediyoruz: “Anayasaya aykırı olan bu yasa aynı zamanda politik ve ahlaki bakımdan da yanlıştır. Zaten Fransız gazeteleri de yasayı gülünç ve aptalca sıfatlarıyla duyurdular. Biliyorsun ben önceleri Türkiye’yi insan hakları, ifade özgürlüğü gibi konularda çok eleştirmiştim. Ama şimdi Türkiye’yi haklı buluyorum. Teşekkür borçlu olduğum Türk entelektüel dostlarım sayesinde bu ülkeyle çok sıcak ve yakın ilişkiler kurdum. Ülkenizi çok daha iyi tanıdım. Dostlarım rahat olsunlar: Bu yasa hiçbir zaman işlemeyecek ve biz buna karşı gerekli mücadeleyi veriyoruz.” Yaşar Kemal’i dünyanın en büyük romancısı olarak selamlayan, Altan Gökalp gibi pek çok yakın dostu olan Jack Lang, sözlerini şu dilekle bitiriyor: “Gelin Paris’te resmiyetten uzak bir Ermeni Konferansı düzenleyelim. Türkiye’den sizler, buradan da Fransız aydınları ve akademik dünyanın kurumları konferansın düzenleyici olsun. Meseleler enine boyuna tartışılsın.” Bu öneri bana ilginç geliyor. İnkar yasasına karşı, soykırımcı olmadığımızı Paris’in göbeğinde önemli Fransız siyasetçi ve aydınlarıyla birlikte anlatma olanağı, hiç de yabana atılacak bir şey değil. Türkiye böyle entelektüel mevzi kazanma çabalarına alışık değildir, işleri sadece ekonomi ve siyaset penceresinden görür ama artık bu alanda da mücadele etmenin vakti gelmedi mi? Bence geldi. Ayrıca Avrupa’daki her aydını ve siyasetçiyi düşman ilan etmeden, bize dostluk gösterenleri ayırıp onlarla yakın ilişkileri sürdürmenin de vakti geldi. Unutmayın ki Fransa’da bir Jack Lang, yüzlerce siyasetçiye bedeldir.