Sol eşittir hümanizm diyebilen bir adamla konuşmak mutluluk vericidir. Hele bu adam Fransa gibi büyük bir ülkenin en önemli politikacıları arasında yer alıyorsa mutluluk daha da artar. Birkaç gündür İstanbul’da, Fransa’nın efsanevi kültür bakanı Jack Lang’la birlikte olma zevkini yaşıyoruz. Dünyaya doğru bakan bir kültür insanının geniş ufku içimizi ferahlatıyor. Onca çoraklık ve sığlıktan sonra Jack Lang gibi insanların varlığını hatırlamak bile çok hoş. Yaşar Kemal’e hayranlığını her fırsatta dile getiren Jack Lang’la yine Yaşar Kemal’in evinde sohbet ederken söz dönüp dolaşıp “sol” kavramına geliyor. “Hangi sol?” diyorum. “Bugün solun mutlaka tanımlanmaya ihtiyacı var. Hangi sol?” ”Sol benim için hümanizmdir” diyor. Bu söz beni heyecanlandırıyor. “İşte benim de hayatımın özeti bu!” diyorum. “Benim için de sol en başından beri hümanizmdi ve bundan başka bir şey değildi. Hâlâ aynı fikirdeyim.” Hümanizmle uzaktan yakından ilgisi olmayan ama kendine sol diyen hareketleri ve bunların bizlere ne kadar uzak olduğunu konuşuyoruz. Jack Lang Avrupa solunun bazı tutumlarını da eleştiriyor: “Sol şovenist olamaz!” diyor. “Ama bugün şovenist solcular var. Sol aynı zamanda Avrupa’dır. Avrupa düşmanı bir sol da olamaz.” Böyle aydınlık bir insanın, Fransa’da Cumhurbaşkanı adayı olması ne kadar önemli ve büyük bir fırsat. Şu anda kamuoyu yoklamalarının en başta gösterdiği Jack Lang eğer seçilirse, yalnız Fransa değil dünya da büyük bir lidere kavuşacak. Batı ülkelerinin yaşadığı liderlik krizi ve tuhaf insanların başa gelmesi, dünyaya çok pahalıya patlıyor. Londra’daki patlamalar ne ilk ne de son. Çünkü bu olayı zaptiye tedbirleri dışında çözebilecek bir liderliğe ihtiyaç var. Jack Lang bunu yapabilecek ve dünyadaki hümanizmi, kültürü, dayanışmayı tekrar harekete geçirebilecek bir lider. Umarım Türkiye’de bizlere verdiği umudu, dünyaya da taşımayı başarır.