Geçenlerde yurt dışındaki bir toplantıda soruları cevaplıyordum. Como Gölü kıyısındaki Cadanebbia toplantısında birçok ülkeden sinemacı, yazar, şair ve filozof vardı.Söz döndü dolaştı, Yunanistan’daki çalışmalanmla ilgili izlenimlere, acı tatlı anılara geldi.Onlara Kalimnos konserinde başıma gelenleri anlattım.Önce çok güldüler, sonra da bir türlü dillerinden düşürmediler. Berlin’e gittiğimde bilenlerin bilmeyenlere anlatmış olduğunu görünce çok şaşırdım doğrusu.Bizim hikâye bayağı meşhur olmuştu. Hatta hikâyeyi benden daha iyi anlattıklarını söyleyenler çoğunluktaydı.O zaman kendi kendime dedim ki, bu anıyı okurlarımla da paylaşayım.Kardak krizini hatırlıyorsunuz. İki ülke bu kaya parçası yüzünden savaşın eşiğine gelmiş ve SAT komandolarının işe karıştığı bayrak dikme krizleri yaşanmıştı.Biz de savaş tehlikesini önlemeye yardımcı olsun diye iki ülkede barışçı imzalar toplamıştık.İşte bu krizden sonra Mikis Theodorakis telefon etti ve Kardak’a en yakın ada olan Kalimnos’ta ortak bir barış konseri vermemizi önerdi.İstek Theodorakis’ten gelince ne demem beklenir ki?Hemen kabul ettim ve fazla bir şey sormadım. Menajerler devreye girdi, konseri hazırladılar.Bir süre sonra grubumuzla Kalimnos’a geçmek üzere Yunanistan’ın Kos Adası’na gittik. Çünkü gümrük oradaydı.Eşim, menajerim ve arkadaşlarım da benimle birlikteydi. İyi duygular içindeydik, neşeliydik, güzel bir konsere gidiyorduk..Yunanistan toprağına girdikten sonra Kalimnos Belediyesi tarafından gönderilmiş bir deniz motoru bizi aldı.Aklımıza hiçbir şey gelmeden bindik ama biner binmez de bu işte bir tuhaflık olduğunu fark ettik. Çünkü motorcu, daha ben teknenin kıçına tam oturmadan büyük bir süratle kalktı, neredeyse denize düşüyordum.Çeyrek yüzyıldır Yunanistan’ın her köşesinde dostluk ve sevgi gördüğüm için bu davranışın beni ne kadar şaşırttığını tahmin edersiniz.Baktım; motorcu ağzı yüzü karışık, belalı bir tip.”Ya sabır!” diyerek Kalimnos’a vardık.Bilmem gittiniz mi; Kalimnos çok güzel, şirin mi şirin bir süngerci adası.Orada Theodorakis’le ve Yunan müzisyenlerle buluştuk, provalar yaptık, adayı gezdik. Reçine şarapları, yeni tutulmuş lezzetli balıklara eşlik etti.Kısacası bir iki günümüz çok güzel geçti.Sonra konser günü geldi çattı.Yunanistan’da yüzlerce konser vermiş birisi olarak içim çok rahattı doğrusu. Hiçbir kötü sürpriz beklemiyordum ama meğer işin içinde iş varmış.Başımıza ne geleceğini bilmeden grup halinde konserin verileceği limana gittik, ses provalarımızı yaptık ve o akşam küçük çaplı bir kıyamet koptu.İzninizle bunun nasıl bir kıyamet olduğunu yarın anlatayım.
