Öyle bir dönemden geçiyoruz ki bütün değer ölçüleri altüst olmuş durumda. Bu cümleyle sadece Türkiye’yi ve beklenebileceği gibi ahlaki değerleri kastetmiyorum. Sözüm daha genel. Elli yıl öncesinin dünyasında hakiki deri bir valiz, plastik olandan daha değerliydi.Kime sorsanız altının tenekeden daha kıymetli olduğunu söylerdi; hiç kimsenin kaşmir kumaşın pamuklu bezden daha değerli olduğundan kuşkusu yoktu. Ama bugün durum değişti. Artık moda firmaları üstüne iki harf koyduğu plastiği deriden daha pahalıya satıyor, pamuklu jean kumaşından yapılan moda tasarımları kaşmir ceketten daha çok para ediyor. Aynı şey sanatta da geçerli. Güzel bir melodi, armoni, kontrpuan önemli değil. Elektronik bir davul ritmi üzerine söylenen tekerlemeler daha çok rağbet görüyor. Belki de yüzyıllar boyunca ezilen geniş kitlelerin, aristokrasiden ve onun kültüründen öç aldığı bir dönemi yaşıyoruz. Kitlenin pek öyle sanat zevki, incelmişlik falan taktığı yoktur. Rus devriminde Petersburg’daki Kışlık Saray dünyanın en nadide avizeleriyle, halılarıyla, Faberge yumurtalarıyla ve paha biçilemeyecek tablolarla, heykellerle doluydu. Öfkelenmiş halkın gücü bütün bunları bir anda paramparça ediverdi.O salonlarda doğal ihtiyaçlarını gideren köylüler bundan özel bir zevk aldılar.

Yukarıdaki gözlemlerim sadece sanatla, kültürle ve eşyayla da sınırlı değil. İnsanda da böyle bir değer ayrımı ortadan kalkıyor yavaş yavaş. Kırk yıl önce hükmünü sürdüren düzgün konuşma, iyi giyim, efendilik, kültür, nezaket gibi işe yarayan özellikler giderek dezavantaj haline geliyor. Her meslek grubu kabadayıların, lumpenlerin, ana dilini doğru dürüst telaffuz edemeyenlerin eline geçiyor. Ekranlarda hep böyle insanlar var.Seçilmişlerde bu duruma çoktan alışmıştık ama artık bürokrasi de direnemiyor. Yakında Türkçeyi telaffuz etmekten aciz arabesk büyükelçiler görürseniz şaşırmayın. Çünkü toplum iyiyi kovuyor, kötüyü yükseltiyor. Ve insan malzemesi giderek kalitesizleşiyor. İşin kötüsü bunu söylemenin de suç haline gelmesi. Böyle konuştuğunuz zaman hemen “jakoben, seçkinci” damgasını yemeniz işten bile değil. Ne yapalım! Demek ki ömrümüzün bundan sonraki kısmını böyle geçireceğiz. Şeriat özlemi de engellenebilir, dikta hevesi de. Ama ben artık Türkiye’de lumpenleşmenin önüne geçebilecek hiçbir güç olduğunu sanmıyorum. Kabalık nezaketi, kötülük iyiliği, cehalet bilgiyi, fesatlık iyi niyeti kovmaya devam edecek. Ta ki bu ülkenin iyi, nitelikli, düzgün, dürüst, gelişmiş, doğasever, hümanist bireyleri sorumluluklarını yerine getirip el ele verinceye kadar.