Dün bir dostumla konuşuyorduk. "Bu ülkede her şey cinselliğe bağlanıyor" dedi. "Sanki başka sorunumuz yokmuş gibi. Her şeyin altında cinsellik arıyorlar."
Bu sözler beni düşündürdü. Gerçekten de öyle mi? Yoksa bu, bizim toplumsal bilinçaltımızın bir yansıması mı?

Toplumumuzda cinsellik, uzun yıllar boyunca tabu olmuş bir konu. Konuşulması, tartışılması, hatta düşünülmesi bile ayıp sayılmış. Bu durum, cinselliğin sağlıklı bir şekilde yaşanmasını engellemiş, çarpık ve sapkın ilişkilere yol açmış.

Peki, bu durumun siyasetle ne ilgisi var? Neden her siyasi tartışmanın altında bir cinsellik iması aranıyor? Bu sorunun cevabı, bence, toplumumuzun genel ruh halinde yatıyor.

Baskıcı rejimler, genellikle cinselliği bir kontrol aracı olarak kullanır. İnsanların cinsel özgürlüklerini kısıtlayarak, onları daha kolay yönetilebilir hale getirirler. Cinsellik, bir nevi "günah" ilan edilir ve bu "günah" üzerinden insanlar üzerinde baskı kurulur.

Bu durum, toplumda bir paranoya yaratır. Herkes, her şeyin altında bir cinsellik arar hale gelir. Siyasetçiler, birbirlerini cinsel sapkınlıkla suçlar, medya bu tür haberleri manşetlere taşır. Toplum, adeta bir "cinsel paranoya" sarmalına girer.

Peki, bu sarmaldan nasıl çıkarız? Öncelikle, cinselliği bir tabu olmaktan çıkarmalıyız. Cinsellik, insan doğasının doğal bir parçasıdır. Sağlıklı bir şekilde konuşulmalı, tartışılmalı ve yaşanmalıdır.

İkincisi, siyasetin dilini değiştirmeliyiz. Siyaset, kişisel saldırıların, iftiraların ve cinsel imaların alanı olmamalıdır. Siyaset, fikirlerin, projelerin ve çözümlerin tartışıldığı bir platform olmalıdır.

Üçüncüsü, medya sorumluluk sahibi olmalıdır. Medya, cinsel paranoyayı körüklemek yerine, toplumu aydınlatmalı, doğru bilgi vermeli ve sağlıklı tartışma ortamları yaratmalıdır.

Ancak en önemlisi, bireysel olarak bizlerin değişmesidir. Ön yargılarımızdan, tabularımızdan kurtulmalı, cinselliği doğal bir olgu olarak kabul etmeliyiz. Bu, genel özgürleşmemizin de bir parçasıdır.

Karanlıklar ve cinsellik arasındaki bu kısır döngüyü kırmak, ancak bu adımları atmakla mümkündür. Aksi takdirde, bu "cinsel paranoya" sarmalı, bizi daha da derinlere çekecektir.

Unutmayalım ki, özgür bir toplum, ancak özgür bireylerden oluşur. Ve özgür bireyler, cinselliklerini de özgürce yaşayabilen bireylerdir. Bu, bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin de önemli bir göstergesidir.

Bu yüzden, gelin hep birlikte, bu karanlık sarmalı kıralım. Cinselliği bir tabu olmaktan çıkaralım, siyaseti temizleyelim, medyayı sorumlu hale getirelim ve en önemlisi, kendimizi özgürleştirelim.

Ancak bu, kolay bir süreç değil. Uzun ve meşakkatli bir yolculuk bizi bekliyor. Ama bu yolculuğa çıkmak zorundayız. Çünkü ancak o zaman, gerçekten özgür ve çağdaş bir toplum olabiliriz.