Hüseyin Baş dostumuz, sohbetlerindeki derin gülümseyişi ve zeka pııltısını yazılarında da sürdürüyor. Cumartesi günü Cumhuriyet'te yayınlanan bir yazısında "Karl Marks'ın Wall Street'te yaşadığını" söylüyor ve "iş dünyasının kutsal kitabı" olan Wall Street Journal'deki bir yazıdan bölümler aktarıyor:
"Heykeli sarsılıyor ama gölgesi ayakta: Aşılması olanaksız Karl Marks!" başlıklı yazı o kadar çarpıcı düşüncelerle dolu ki bu köşede bir kez daha yayınlanmasını istedi gönlüm;
"Çünkü, sakın yanılmayın, Karl Marks'ın devrimci analizi sosyalizmi değil, neredeyse "münhasıran" kapitalizmi incelemektedir.
Söylediklerinin ne kadar isabetli olduğu yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır. Örneğin "toplumsal korunum"u. Karl Marks zenginle yoksul arasındaki farklı muameleye karşı savaşmıştır. Bugün bu savaşı Amerika'da demokratlar, Avrupa'da tüm sosyalist partiler sürdürmektedir.
Bir başka alan, çevrenin korunmasıdır. Denetimsiz bireysel çıkarların arzu edilmeyen kötü sonuçların ortaya çıkmasına neden olabileceğini ilk söyleyen Karl Marks'dan başkası değildi. Bizim Ren nehrinin kirlenmesinden endişe duymaya başlamamızdan çok önce Times'ın kirlenmesinden tedirgin olan gene o olmuştu.
Son bir örnek "para piyasası"nın düzenlenmesidir.
Büyük Marks genelleştirilmiş rekabetin, toplumun ahlaksal dokusunu kemireceğini öngörmüştü. Son zamanlarda Wall Street'de patlak veren skandalların ardında Marks'ın suçladığı "açgözlülüğün", "tamah"ın izleri mevcuttur...
Kesin olan şudur: Karl Marks'ın düşüncesi 21. yüzyılın kavranmasının anahtarlarından biridir.
Aşın kapitalizm ölmüştür.
Yaşasın zayıfların desteklenmesi ve devletin adil müdahalesi.
XXX
Bu doğru yazının Wall Street Journal gibi bir gazetede yayınlanmış oluşu önemini çok artırıyor.
İki yıldan beri bu konuya en az on kere değindiğimi hatırlıyorum. Ama bizim aydınımız için, "içimizden biri"nin söyledikleri önemli değildir.
Sağ-sol mücadelesi o kadar ayak takımına indirildi ve öyle popüler düzeyde ele alındı ki sonunda bir mahalle kavgasına benzedi. Karl Marks adındaki Alman bilim adamı da bu kargaşa içinde hem taraftarları hem de karşıtları tarafından kabalaştırıldı, basitleştirildi ve bilim yönü katledildi.
Şimdi ortalık biraz durulmaya başlayınca, dünya bilim tarihinde önemli yer tutan bu profesörün öğretisi üzerinde daha dikkatle durulabilecek.
Karl Marks yüzyılımızı değiştirmiştir.
Sovyet komünizminin yıkılışını, Marks'ın yanılgısı gibi gösterme çabaları doğru değildir.
O hiçbir zaman Rusya ve Çin gibi köylü toplumlarında oluşacak bir devrimi öngörmemişti.
Marks ve Engels İngiltere'de inceleme yaptıkları zaman kapitalizm, işçi haklarını hiçe sayan, 10 yaşındaki çocukları günde 15 saat çalıştıran bir cehennemdi.
O vahşetten gelen dünya, bu gün daha gelişmiş işçi haklarını, düzeltilmiş çalışma koşullarını ve toplumda adil bir gelir dağılımını hedefliyor.
Bu gelişmede en büyük pay Karl Marks ındır.
Sovyet komünizminin yıkılışı; Kapitalizm ve Komünizm arasındaki alış verişi ve "adil bir piyasa ekonomisi", "ezici olmayan rekabet", "serbest toplumda devletin destekleyici rolü", "sosyal adalet" gibi kavramları hızlandırdı.
Bu da Marks'ın zaferidir.
