Hani şu şişman, sakallı İtalyan tenoru. Paris'te yaşadığımız yıllarda, Rue de Rennes'deki bir plakçı bütün vitrinlerini Pavarotti plaklarına ayırmıştı. Oradan bir plağını almıştım. O zamandan beri de dinlediğim, sevdiğim tenorlar arasındaydı.

O yıllarda da tanınıyordu ama böyle bir "dünya star"ı olmamıştı. Son yıllarda, pop yıldızlarını geride bırakacak bir üne kavuştu. Bütün dünya Pavarotti ile yatıyor, kalkıyor.

İtalya'daki dünya kupası maçları sırasında Caracallas'ta verdiği konser, Pavarotti'nin ününü doruğa çıkardı.

Bildiğiniz gibi o konsere üç tenor katılmıştı: Luciano Pavarotti, Placido Domingo ve Jose Carreras. Ben bu üç tenor içinde en çok Carreras'ı severim. Bana daha zarif, daha yumuşak ve dokunaklı gelir. Ama Carreras hiçbir zaman Pavarotti kadar meşhur olamadı.

XXX

Bizde de son yıllarda yayılan bir Pavarotti tutkusu var. Plakları, videoları satılıyor hatta varlıklı insanlar özel uçak tutup yabancı ülkelerdeki Pavarotti konserlerine gidiyorlar.

Oysa Pavarotti genç bir tenorken Ankara'ya gelmiş ve bizim Opera'da beğenilmediği için işine son verilmiş.

Şimdi hanıl hanıl, işine son verdiğimiz bu genci Türkiye'ye getirmenin yollarını arıyoruz.

Pavarotti'nin şartları ağır. Şişman İtalyanın parlak sesini dinleyebilmek için cebinize epey bir para koyacaksınız: 500 bin dolar kadar bir şey... Hadi diyelim bu parayı buldunuz, "Biletleri pahalı satarım, durumu kurtarırım" diye düşündünüz.

Bu planınız da işlemeyecek. Çünkü 12.000 kişilik konserde Pavarotti size 2.000 bilet veriyor. Geri kalan 10.000 bileti kendisi satacak.

"Peki ben verdiğim yarım milyon doları nereden çıkaracağım?" derseniz, cevap hazır. Luciano hazretlerinin hazır bulunacağı bir yemek düzenleyebilirsiniz. Bu yemekte Pavarotti ile aynı salonda yemek yeme onurunu paylaşacak kişilerden de büyük paralar alırsınız. Olur biter!

Pavarotti böyle bir yemekte şarkı söylemeyecek elbette! Ama siz onun yemek yiyişini seyredebileceksiniz.

XXX

Buraya kadar herşey iyi! Diyelim ki parayı buldunuz, Pavarotti'yi getirdiniz, yemek biletlerini pahalı satarak bu parayı çıkardınız.

Bir son şart var ki bütün planı suya düşürmeye yeter!

Bu şart asla kabul edilemez, milli ve ahlaki bünyemize, örf ve ananelerimize katiyen uygun değildir.

Luciano Pavarotti yemekte yükseltilmiş bir platform üzerinde oturmayı şart koşuyor. Yani yemekte herkesten yüksekte olacak ve tebaasına yemek veren bir kral edasıyla herkesi süzecek. Böylece o büyük paraları ödeyen insanlar da, muhteşem tenorun spagetti yiyişini, incik kebabının kemiği içindeki iliği zarif ağız hareketleriyle çıkarışını ve boynuna bağladığı peçeteyle kıvırcık sakalını kurulayışını seyretme bahtına erişecek.

Ama bu yemeğe katılan devlet büyüklerimiz ve protokole mensup rical ne diyecek bu işe?

"Canım ne de olsa bir şarkıcı" olan tenorun, büyük Türk büyüklerinden daha yukarda oturuşunu nasıl kabullenecekler? Türkün tarihe nam salmış vekar ve gururu böyle bir şeye izin verir mi?

Kaldı ki Danimarka'da bile problem çıkmış da Kraliçe, "İyi ama ben kraliçeyim" diye direttiyse de Pavarotti'nin inadını kıramamış.

Bu son şart olmasa iyi ama bence bu durumda Pavarotti konseri projesi yatar.

Ama gene de helal olsun Pavarotti'ye! Gelmiş geçmiş bütün itilmiş-kakılmış sanatçı takımının öcünü alıyor!

Hem de iyi alıyor.