TEKSAS eyaletinde 135 yıldan beri ilk kez bir kadın idam edildi.
Amerikan kamuoyu günlerdir bu konuda ayakta olmasına rağmen, Yüksek Mahkeme, Karla Tucker'ın af isteğini geri çevirdi.

AZİZ Nesin belki de en güzel yapıtı olan Surname'de bir idam mahkumunu anlatmıştı. Davası yıllarca süren ve içerde olgunlaşan mahkum, idam edilmeden önce "Yanlış adamı asıyorsunuz" diyordu.
Çünkü artık o, suçu işlediği zamanki kişi değildi.
Yıllar onu olgunlaştırmış, geliştirmiş ve düşüncelerini değiştirmişti.
Bu yüzden yanlış adamı idam ettiklerini söylüyordu.
Aslına bakarsanız her insan böyle.
Karla Tucker ondört yıl önce işlediği bir suçtan dolayı idam edildi.
Kim ondört yıl önce yaptığı her şeyin hesabını verebilir ki?

LATİN Amerika'nın ünlü yazarı Jorge Luis Borges, Buenos Aires sokaklarında dolaşırken yanına yaklaşan bir genç "Acaba siz Borges misiniz?" diye sormuş.
Kör yazar da "Bazen!" diye cevap vermiş.
Borges haklıydı. Çünkü değişen koşullar, yaş ve ruh durumları onu bazen Borges, bazen de başka bir Borges kılıyordu.
Karla da belki başka bir Karla'ydı artık.
Cinayet işleyen Karla kurtulmuş, bu suçtan pişmanlık duyan Karla idam edilmişti.

AMA işe bir de canı yananların açısından bakmakta yarar var.
Acaba Karla'nın işlediği cinayette yakınlarını yitirenler, Karla'nın bağışlanmasına rıza gösterirler miydi?
Simpson gibi, katil olduğu, karısını öldürdüğü bilinen bir adam yasal boşluklardan yararlanarak kurtuluyor, Karla gibiler ise idam ediliyor.

HANGİ açıdan bakılırsa bakılsın idam zor mesele.
Bu yüzden, bilgelik kaynağımız olan Anadolu türküleri "idam cezalarına dayanmaz yürek" demiyor mu zaten.

KARLA'nın idam edildiği günlerde, Türkiye idam cezasını kaldırıyor. İyi de yapıyor.
Çünkü biz, adam öldürenlerin serbestçe gezdiği ama elini kana bulamamış kişilerin siyasi nedenlerle idam edildiği bir ülkede yaşıyoruz.