Miloseviç hücresinde ölü bulunmuş. Arkasından pek kimsenin rahmet okuyacağını sanmam çünkü “kasap” diye anılan Sırp diktatörün elinde pek çok masum, günahsız insanın kanı var.Kulağa garip gelir ama hayatına sosyalist olarak başlayıp faşist olarak bitirmiş insanlar görülmüştür.Bunların en ünlüsü Benito Mussolini.Miloseviç de sol bir liderdi ama Tito sonrası Yugoslavya’da giderek sağa kayan milliyetçi bir çizgi izledi ve dünyanın en zalim kan dökücülerinden birisi oldu.Son yıllarını kanlı bir katil olarak cezaevinde geçirdi, şimdi de ölüp gitti işte.Hem de “kasap” diye bir namı, yakınlarına ve Sırp halkına miras bırakarak.Miloseviç, dünya durdukça Müslümanlara karşı korkunç bir vahşet sergilenmesine, yüz binlerce masum sivilin, çoluk çocuk, kadının katledilmesine ve toplu mezarlara gömülmesine, komşunun komşuyu hunharca öldürmesine sebep olan adam olarak anılacak.Peki bütün bunlara değdi mi?Bu insanlık suçunu işlemesi ve sonsuza kadar lanetlenmesi, neyin karşılığıydı acaba?Milliyetçiliğin mi?Olamaz, çünkü bu kan tutmuş dönemin Sırp halkına da çok zararı oldu.İktidar hırsı mı?Bu da değil çünkü zaten iktidardaydı.Yüzyıllar öncesinde bilinçaltı tortularına yerleşen Osmanlı’dan intikam alma meselesi mi?Bu da çok saçma. Hiçbir tutarlılığı yok.Aklı başında olan hangi insan kalkar da beş yüz sene önceki meselelerle uğraşır.Düşünüp taşınıyorum ama bir cevap bulamıyorum.Bu dünyada hangi amaç, masum çocukların katledilmesini meşru kılabilir?Hangi kutsal amaç uğruna pazar yerinde alışveriş yapan insanların üzerine bomba atılır?Acaba Miloseviç hücresinde bütün bunların vicdan muhasebesini yapti mı, yoksa kendini sonuna kadar haklı gören bir deli miydi?Bu isteki tek teselli, kanlı katilin yaptıklarının yanına kâr kalmamış olması.Son yıllarını hücrede geçirmesi ve bütün dünyanın lanetine hedef olması bir teselli sayılabilir.Bu da bize uluslararası adaletin işlediği noktalardan birisi olarak ferahlık veriyor.Çünkü bazı başka ülkelerde olsaydı, Miloseviç hâlâ saygı gören bir insan olarak televizyon programlarında kendini savunabilir, halkına elini öptürerek gününü gün edebilirdi.”Öldürdüysek ne olmuş, haklıydık” ya da “işkence yapmayan mı var, bakın Irak’a” diyerek alkış alabilirdi.İyi ki böyle olmadı.İyi ki dünyadaki bütün ülkeler Türkiye gibi değil.