DEYİM yerindeyse "teknolojiperest" kuşaklar, bu alandaki her yeniliği büyük bir heyecanla karşılayıp, garip bir üstünlük duygusuna kapılıyorlar.

Hi - tech, mikroçip, Internet, enformasyon otoyolu...
Bunların hepsi birer mucize gibi geliyor insanlara.
Belki de öyledir.
Ama unutmamak gerekir ki esas büyük mucize şu üstünde yaşadığımız dünya.
Ana rahmine düşen tohumun insana dönüşmesinden daha büyük mucize olur mu?
Aslında alışkanlıklar gözlerimizi kör etmese bu dünyadaki her şeye şaşkın gözlerle ve bir mucize izler gibi bakmamız gerekir:
Kelebeğin uçuşu, toprağı yaran çiçeğin binbir renkle bezenmesi, doğum, ölüm, aşk... Hepsi başlıbaşına birer mucize.

***
TEKNOLOJİK buluşların dünyayı değiştireceği iddiası yeni değil.
Hemen hemen her kuşak böyle bir dönem hazzına kaptırdı kendini.
Stefan Zweig, çağdaşlarıyla birlikte, uçak denilen buluşun sınırları ve ülkeleri, dolayısıyla düşmanlıkları ortadan kaldıracağını savunuyordu.
Öyle ya; uçak bütün sınırların üstünden uçtuğu ve bir anlamda sınır tanımadığı için, eski milliyetçi modeller nasıl devam edebilirdi?
Derken ne oldu biliyor musunuz?
Korkunç bir dünya savaşı patlayıverdi.

***
SÖZÜ bu kadar dolandırmamın nedeni, bir başka doğa mucizesini anlatmak için giriş yapmak.
Bu mucizenin adı; karup!
Bildiğimiz keçiboynuzu.
Yıllar önce İspanya'nın Mayorka adasına konser vermek için gittiğimde, adayı gezdiren rehber keçiboynuzlarını göstererek ilginç bir şey söylemişti.
Keçiboynuzunun meyvesi, dünyanın her yerinde aynı ağırlıktaymış.
Hangi ülkede, hangi koşulda yetişirse yetişsin bu ağırlık bir miligram bile oynamazmış.
Bu yüzden değerli taş ve madenlerde ölçü olarak kabul edilmiş ve "karup" adından yola çıkarak bu ölçüye "karat" demişler.
Aldığınız taş kaç karat değerindeyse, o kadar keçiboynuzu tanesi ediyor.

***
KARUP mucizesine hala şaşıyorum.
Birincisi: Bir bitki, dünyanın her yerinde nasıl aynı ağırlıkta olabilir?
İkincisi: Bu işi akıl etmek ve yeryüzünün farklı yörelerindeki karupları ölçerek aynı olduklarını saptamak kimin aklına gelir?
Demek ki bu dünyanın bize gösterdiği mucizelerinin sonu yok ve insanoğlu bu mucizeleri merak ederek bir yere ulaşmış.
İşte Internet'le, keçiboynuzu arasındaki müthiş ilişki de bu!