YENİ Yüzyıl gazetesinin manşeti "Blair mucizesi".
5 aylık iktidarı döneminde birçok reforma ve başarıya imza atan genç başbakan, 21. yüzyıl liderliğine model oluşturuyor.
Belli ki çok akıllı, kültürlü, vizyon sahibi ve özgür düşünmesini bilen, birikimli bir kişi.
Yalnız burada gözden kaçan çok önemli bir etken var.
***
BLAIR'in başarısını düşündükçe, bir kez daha İngiliz halkına saygı duymak gerektiğini kavrıyorum.
Çünkü böylesine çaplı ve yerleşik düzeni altüst eden bir genç adamı lider olarak benimsemek ve ona yüzde 75 gibi bir destek sağlamak, bu halkın erdemini, yeniliklere açık oluşunu ve toplumsal dönüşümlere arka çıkma refleksini gösteriyor.
Aynı İngiltere, sanayi devrimini de benimseyerek dünyaya öncülük yapmamış mıydı?
13. yüzyıl başlarında Magna Carta'yı benimsememiş miydi?
Dolayısıyla bir toplumda Blair'lerin çıkmasından çok, toplumun onu değerlendirerek başbakan yapması daha önemli.
***
BELKİ biraz acımasız bir yargı olacak ama Tony Blair Türkiye'de liderliğe oynasaydı binbir küfür, karalama ve aşağılanmayla karşılaşır ve büyük bir olasılıkla küstürülürdü sanıyorum.
Çünkü bizde "eski köye yeni adet" getirenleri sevmezler.
Çünkü bizde "güzeli ağlatır, çirkini söyletir"ler.
***
TONY Blair, aynı söylemi koruyarak Türkiye'de ortaya çıksaydı öncelikle sola yaranamazdı.
Bazı sol odaklar, Blair'i "hainlik, ajanlık ve kapitalist uşaklığı" ile suçlarlardı.
Sağ da Blair'i solun bir oyunu olarak görür ve geleneksel kan davasının gereklerini yerine getirirdi.
Sonuçta Türkiye solu ile Türkiye sağı Blair düşmanlığında buluşur ve uydurma suçlamalar ve hakaretlerle, bu yeni lideri karalama, çürütme yolunu seçerlerdi.
Bazı medya güçleri Blair konusunda soru işaretleri yaratır ve zaten şaşkına dönmüş halk kitlelerini daha da şaşırttırdı.
Adamın ne sapıklığı kalırdı, ne hırsızlığı, ne karaktersizliği.
***
BLAIR mucizesinin ardında, İngiltere'deki özgür düşünce geleneğinin ve politik ahlak anlayışının zaferi yatmakta.
