İlk gençlik çağlarımdan bu yana Türkçenin özenli kullanılmasına özen gösterdim ama açık söyleyeyim; ana dilimizin aşırı zorlanması ve zorla kelime türetilmesine de soğuk durdum. Hele bunun ideolojik bir tavra dönüşmesini hiç mi hiç anlayamadım. Türkiye’nin solcuları genellikle Öztürkçeden yana tavır aldılar; yani Anadolu’da yüzlerce yıldır kullanılan kelimeler yerine ya yeni kelimeler uydurmak ya da Orta Asya Türkçesinde var olan kelimeleri benimsemek yoluna gittiler. Buna karşılık, siyasette ‘Türkçü” yaklaşımı temsil eden sağ kesimler, bu Türkleştirme kampanyasına karşı çıktılar. Dolayısıyla Türkiye’de bir kez daha sağı ve solu yerine oturtmak için “sağına sarımsak, soluna soğan bağlamak” gereği ortaya çıktı. Normal bir ülkede solcuların, halkın konuştuğu dile sahip çıkmaları ve dilde ırkçılık yapmamaları gerekirdi değil mi; “Ergenekon ve Bozkurt’u ağzından düşürmeyen kesimlerin de normal olarak Çağatay ya da Oğuz Türkçesini savunmaları uygun düşerdi. Türkiye’de tam tersi oldu. Geçenlerde Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nın karısı Mihriban Aliyeva ile konuşurken bazı kelimeleri karşılaştırdık. Bizim anahtar dediğimize onlar “açar” diyorlar. Kız kardeş yok “bacı” var. Okul yerine “mektep”, öğretmen yerine “muallim” diyorlar. Belli ki bizde bu kelimeler sonradan türetilmiş. Karabağ’dan göçenlere “kaçgın” diyorlar ki benim en çok bu kelime hoşuma gitti. Bütün bunları bana hatırlatan, geçenlerde meclis komisyonlarında geçen bir dil tartışması. AKP’lilerin “sebep” kelimesini kullanması üzerine, sebep yerine “neden” denmesini isteyen CHP’liler itiraz etmiş. Değerli CHP’li arkadaşlarım kusura bakmasın ama ben de “sebep”in, “neden” kelimesiyle karşılanmasının mümkün olmadığını düşünenlerdenim. Çünkü kelimeler kültürde önemli bir yer tutuyor. “Vay sebep, evin yıkılsın sebep!” deyimlerini nasıl karşılayacağız mesela? “Vay neden!” desek olmaz. “Sebep olanlar kör olsun!” deyimi için de durum böyle. Eğer sebep gibi güzel bir kelimeyi dilimizden sürgün edersek, Karacaoğlan gibi bir dahi şairin şiirlerinden ve yüzlerce halk türküsünden mahrum kalmaz mıyız? Ayrıca buna ne gerek var? Gelin güzelim kelimelerimize kıymayalım, dilde ırkçılık yapmayalım. Güzelim Türkçenin zaten kuşdiline çevrilmeye çalışıldığı şu günlerde kendi kendimizi daha da yoksul kılmayalım.
