Farkında mısınız diye sormama gerek yok; elbette farkındasınız. Türkiye iç ve dış siyasette fırtınaya tutulmuş bir gemi gibi yalpalamasına rağmen piyasa dengeleri çıldırmıyor, ülke krizlere sürüklenmiyor. Eskiden hükümetle ilgili en ufak bir haber piyasaları tedirgin eder, insanlar paniğe kapılır ve bankalara hücum ederek paralarını çekmeye, yastık altına koymaya çalışırlardı. Bir siyasinin kaşı çatılmaya görsün; dolar hemen fırlar, faizler çıldırırdı. Şimdi onca kavga gürültü ve karışıklık olmasına rağmen ortalık sütliman. Hem de savaş tamtamlarının sesleri kulak tozumuzda patlarken. Bunu neye borçluyuz? Büyük ölçüde Kemal Derviş’e ve onun aldığı akılcı önlemlere. Kemal Derviş Türkiye’ye geldiği zaman geçici çözümler yerine yapısal önlemlere yöneleceğini söylemişti. Dediği gibi de yaptı, ekonomi işleyişinin temel kurallarını düzenledi. Restore edilmesi istenen evin harap duvarlarına makyaj yapmakla ya da orasını burasını cilalamakla uğraşmadı; temellerine indi, kolonlarını sağlamlaştırdı. Bugün kimse Merkez Bankası’ndan borç alamıyor, BDDK bankaları denetliyor. Kemal Derviş bütün bunlan yalnız başına yapmadı elbette. Güvenilir insanlardan oluşan bir ekonomi bürokrasisini iş başına getirdi. Bugün hâlâ bu ekip görev yapıyor. On sekiz ayda atılan sağlam temeller, yapılan sağlıklı ameliyatlar ve bunları gerçekleştiren güvenilir ekip sayesinde Türkiye bugün sakin. Yeni hükümet de bu avantajı kullanıyor. Savaşa girmesine kesin gözüyle bakılan ve gelecek ay kimin başbakan olacağının bile bilinmediği bir ülkede, ekonomi krizden krize sürüklenmiyor; dolar en düşük seviyelerde dolaşıyor. Ama bu iş sonsuza kadar Kemal Derviş döneminin sağladığı avantajla gitmez. Eğer bu akılcı dönemi yaratan bürokratlar görevden alınır ya da ayrılmak zorunda bırakılırsa, Türkiye yeniden çalkantılara sürüklenir. Kemal Derviş, Türkiye’nin doğru ellerde nasıl düzelebileceğinin çarpıcı bir örneğini oluşturuyor. Yaptıklarının yıkılmayacağı umudunu korumak istiyoruz.
